TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası Alanya Temsilcisi Emrah Yılmaz, yıl dönümü dolayısıyla yaptığı açıklamada, depremin Türkiye için “beklenmedik bir doğa olayı” değil, etkileri büyük ölçüde azaltılabilir bir gerçek olduğunu vurgulayarak, asıl sorunun yapı üretimindeki kalite, denetim eksikliği ve risk azaltma politikalarının yetersizliği olduğunu söyledi.

Yılmaz, “Aynı büyüklükteki depremler başka ülkelerde bu ölçekte yıkıma yol açmıyorsa, sorun doğada değil, insan eliyle yaratılan zaaflardadır” ifadelerini kullandı.

6-7 Milyon Konut Risk Altında

TBMM Deprem Araştırma Komisyonu raporlarına göre Türkiye genelinde 6 ila 7 milyon konutun acilen dönüştürülmesi gerekiyor. Bakanlık verilerine göre ise sadece İstanbul’da 600 bin konut “çok riskli” kategoride. Buna rağmen ülke genelinde güncel ve şeffaf bir yapı envanteri hâlâ oluşturulmuş değil.

Yılmaz’a göre risk bilinmeden öncelik belirlemek ve etkili dönüşüm yapmak mümkün değil.

Kentsel Dönüşüm Rant Odaklı Yürütüldü

Yaklaşık 13 yıldır uygulanan kentsel dönüşüm politikalarının, deprem riskini azaltmaktan çok arsa değeri yüksek bölgelerde parsel bazlı yenilemelere dönüştüğünü ifade eden Yılmaz, özellikle dar gelirli vatandaşların yaşadığı bölgelerde dönüşümün ya hiç başlamadığını ya da sürdürülebilir olmadığını belirtti.

“Kentsel dönüşüm yalnızca eski binaların yıkılıp yenisinin yapılması değildir. Zemin, nüfus, ulaşım, toplanma alanları ve altyapı birlikte planlanmalıdır” dedi.

Alanya’yı Yasa Boğan Kaza: Aynı Aileden 3 Kişi Hayatını Kaybetti
Alanya’yı Yasa Boğan Kaza: Aynı Aileden 3 Kişi Hayatını Kaybetti
İçeriği Görüntüle

Toplanma Alanları Kağıt Üzerinde

Silivri depremi sonrası yeniden gündeme gelen deprem toplanma alanları konusuna da değinen Yılmaz, birçok kentte bu alanların ya yetersiz olduğunu ya da imar değişiklikleriyle yapılaşmaya açıldığını hatırlattı.

“Toplanma alanı sadece boş arazi değildir. Elektrik, su, tuvalet, geçici barınma altyapısı olan alanlardır. İnsanların afet anında nereye gideceğini bilmediği bir kent düzeni, depremin kendisi kadar tehlikelidir” ifadelerini kullandı.

Okullar, Hastaneler Ne Kadar Güvenli?

Depreme hazırlığın yalnızca afet sonrası arama-kurtarma çalışmalarıyla sınırlı kalmaması gerektiğini belirten Yılmaz, okulların, hastanelerin ve kamu binalarının ne kadarının güçlendirildiği ya da yenilendiğinin kamuoyuyla şeffaf biçimde paylaşılmadığını söyledi.

Verilen Sözler, Gerçekleşen Rakamlar

Deprem sonrası 650 bin konutun teslim edileceği vaat edilmişken, 3 yılın sonunda 455 bin bağımsız bölümün teslim edildiğini hatırlatan Yılmaz, yeniden inşa sürecinin sadece bina yapımıyla sınırlı tutulduğunu, kentlerin sosyal ve ekonomik dokusunun göz ardı edildiğini belirtti.

“Afetler Kader Değil, Tercih Meselesidir”

Emrah Yılmaz açıklamasının sonunda şu çağrıyı yaptı:

“Afetler kader değildir. Bilimi, mühendisliği ve kamusal sorumluluğu esas almayan politikaların sonucudur. Ülke çapında şeffaf yapı envanteri çıkarılmalı, kentsel dönüşüm risk temelli yürütülmeli ve yapı üretiminin tüm aşamaları sıkı şekilde denetlenmelidir. 6 Şubat’ta kaybettiklerimize karşı sorumluluğumuz, aynı acıların tekrar yaşanmaması için bugünden harekete geçmektir.”