Alanya’nın tarihi Tophane Mahallesi’nde bulunan Mikhail Archangelos Kilisesi, kentin geçmişinden günümüze ulaşan önemli kültürel miras yapıları arasında yer alıyor.
Halk arasında “Büyük Rum Kilisesi” olarak da bilinen yapı, Alanya’da yaşayan Rumlar tarafından 1888 yılında inşa edildi. Antalya Kültür Varlıkları Envanteri’nde yer alan bilgilere göre kilisenin mimarı ve banisi bilinmiyor.
MİKAİL VE CEBRAİL’İN İZİ
Kilisenin adı, Hristiyanlık geleneğinde başmelek olarak kabul edilen Mikail ve Cebrail ile bağlantılı.
Osmanlı arşiv belgeleri ise Alanya Kalesi’ndeki eski iki ibadet yapısının “Cebrail” ve “Elena” adlarıyla geçtiğini ortaya koyuyor. 1892-1893 yıllarında bu iki yapının onarımı için izin verildiği belgelenmiş durumda.
Araştırmalara göre “Cebrail” adına inşa edilen kiliselerin Archangelos olarak adlandırılması nedeniyle, belgelerde geçen Cebrail Kilisesi’nin bugün Mikhail Archangelos Kilisesi olarak bilinen yapı olduğu değerlendiriliyor.
1888’DEN BUGÜNE
Mikhail Archangelos Kilisesi, eğimli arazi üzerine moloz taş kullanılarak tek nefli ve dikdörtgen planlı olarak inşa edildi.
Yapının doğu-batı doğrultusunda uzandığı, güney cephesinin giriş bölümü olduğu ve kuzey tarafında bir avlu bulunduğu belirtiliyor. Kilisenin eski üst örtüsü ise günümüze ulaşmadı.
Akademik çalışmalarda Mikhail Archangelos ve Hagios Konstantionos kiliselerinin, Alanya’daki Rum cemaatinin Tanzimat sonrası dönemden kalan önemli ibadet yapıları arasında bulunduğu belirtiliyor.
ALANYA’NIN ÇOK KÜLTÜRLÜ GEÇMİŞİ
Bugün Tophane Mahallesi’nde sessizce duran bu tarihi yapı, aslında Alanya’nın geçmişte farklı toplulukların bir arada yaşadığı dönemlere ışık tutuyor.
Alanya Belediyesi de Mikail Archangelos ve Hagios Constantinous kiliselerini Tophane Mahallesi’nde bulunan 18. ve 19. yüzyıla ait tarihi yapılar arasında gösteriyor.
Yaklaşık 138 yıl önce inşa edilen Mikhail Archangelos Kilisesi; taş duvarları, mimari kalıntıları ve hakkında bulunan Osmanlı arşiv belgeleriyle Alanya tarihinin önemli parçalarından biri olmayı sürdürüyor.
Mikail ve Cebrail’in adıyla anılan bu tarihi yapı, Alanya’nın geçmişinin yalnızca taşlarda değil, yüzyıllar boyunca bu topraklarda yaşayan insanların izlerinde de saklı olduğunu hatırlatıyor.