Alanya’nın O Mahallesinde Genç Ölümler Artıyor mu?

Gazetecilik sadece haber yazmak değildir. Gazeteciliğin asıl görevi; toplumun önünden geçen olayları aktarmak kadar, o olayların arkasındaki gerçeği araştırmak, sorgulamak ve gerektiğinde herkesin sormaya çekindiği soruları sormaktır.
Benim gazetecilik anlayışımı beni tanıyanlar bilir.
Meslekte yıllarımın birikimi var. Bu yıllar bana bir şey öğrettiyse, o da bir haberin görünen yüzüyle yetinmemek oldu.
Bir olay yaşanır, haber yapılır ve konu kapanır.
Benim için çoğu zaman orada başlar.
“Bu neden oldu?”
“Daha önce benzeri yaşandı mı?”
“Başka nerelerde yaşandı?”
“Bunun arkasında başka bir sorun var mı?”
“Bunu önlemek mümkün müydü?”
Ben araştırmaya ve detaya önem veren bir gazeteciyim.
Beni bilenler de bunu bilir.
Araştıran gazeteciler azalıyor
Maalesef bugün gazetecilikte de ciddi bir değişim yaşanıyor.
Yeni neslin tamamını elbette aynı kefeye koyamam. İşini büyük bir özveriyle yapan, araştıran, gecesini gündüzüne katan çok değerli genç kardeşlerimizde var.
Ama bir başka gerçek de ortada.
Araştıran gazetecilerin sayısı azalıyor.
“Al, kopyala, yapıştır.”
Bugün dijital medyanın en büyük sorunlarından biri bu.
Bir haber başka bir yerde yayınlanıyor.
Alınıyor.
Birkaç kelimesi değiştiriliyor.
Başlık atılıyor.
Ve yayınlanıyor.
Oysa gazetecilik bundan ibaret değil.
Daha da tehlikelisi, bazı iddiaların araştırılmadan, doğrulanmadan, insanların hayatını ve itibarını etkileyebilecek şekilde haberleştirilmesi.
Bir kişi hakkında bir iddia ortaya atılıyor.
Araştırılmadan yayınlanıyor.
Sonra başka bir site alıyor.
Bir başkası tekrar yayınlıyor.
Derken doğrulanmamış bir iddia, sanki gerçekmiş gibi toplumun önüne geliyor.
İşte buna gazetecilik demek mümkün değil.
Gazetecinin görevi insanları karalamak değil.
Gazetecinin görevi iftira atmak hiç değil.
Gazetecinin görevi gerçeğin peşinden gitmek.
Benim için gazeteciliğin temelinde üç şey var:
Araştırmak. Doğrulamak. Sormak.
Çünkü bir haber silinebilir.
Ama bir insanın itibarına verilen zarar, bir ailenin yaşadığı acı veya kamuoyunda oluşturulan yanlış algı kolay kolay silinmez.
İşte bu yüzden bugün yazacağım konuya da bu pencereden bakıyorum.
Konaklı'dan gelen haberler neden dikkatimi çekti?
Son dönemde Alanya'nın Konaklı Mahallesi'nden gelen bazı ölüm haberleri benim gazeteci olarak dikkatimi çekmeye başladı.
Bir genç…
Bir başka genç…
Bir trafik kazası…
Bir motosiklet kazası…
Bir iş kazası…
Bir hastalık…
Ani bir rahatsızlık…
Ve zaman zaman genç yaşta yaşanan intihar haberleri…
Her haberin ardından aynı cümle:
“Daha çok gençti…”
İşte gazeteci burada durup düşünmek zorunda.
Ben de kendime şu soruyu sormaya başladım:
Alanya’nın o mahallesinde genç ölümler artıyor mu?
Dikkat edin.
“Artıyor” demiyorum.
“Artıyor mu?” diyorum.
Çünkü gazetecilikte bir iddia ile gerçeğin arasındaki farkı bilmek gerekir.
Elimizde bugün “Konaklı'da genç ölümleri şu kadar arttı” diyebileceğimiz kapsamlı ve resmi bir mahalle istatistiği yok.
Dolayısıyla birkaç acı haberden yola çıkıp kesin hüküm vermek doğru olmaz.
Ama aynı şekilde peş peşe kamuoyuna yansıyan olayları görmezden gelmek de doğru olmaz.
Bunun araştırılması gerekir.
Bir gencin ölümü sadece bir haber değildir
Yakın zamanda Konaklı'da 17 yaşındaki Hayri Mert Hastürk'ün D-400 üzerinde meydana gelen trafik kazasında hayatını kaybetmesi hepimizi derinden üzdü.
17 yaşında…
Hayatının daha başında.
Önünde yaşayacağı yıllar, kuracağı hayaller vardı.
Bir trafik kazasıyla hayatı sona erdi.
Daha önce de Konaklı ve çevresinde gençlerin hayatını kaybettiği çeşitli trafik kazaları yaşandı.
20'li yaşlarda gençler…
Motosiklet kazaları…
Araç kazaları…
Ve her seferinde aynı acı.
Bir ailenin hayatı bir anda değişiyor.
Bir annenin evladı artık eve dönmüyor.
Bir babanın telefonu bir daha çalmıyor.
Bir arkadaş grubunda bir kişi eksiliyor.
Biz ise haberimizi yapıyor ve bir süre sonra başka bir gündeme geçiyoruz.
İşte gazetecilik burada sadece haber yazmak olmamalı.
“Neden?” diye sormak gerekiyor.
Her genç ölümünü aynı yere koyamayız
Bunu özellikle belirtmek gerekiyor.
Trafik kazası başka bir konu.
İş kazası başka.
Hastalık başka.
Ani ölüm başka.
İntihar ise çok daha farklı ve hassas bir konu.
Bunların hepsini tek bir sebebe bağlamak doğru değil.
Ama hepsinin ortak bir tarafı var:
Genç yaşta hayatların sona ermesi.
İşte benim dikkatimi çeken de bu.
Acaba ortada gerçekten bir artış mı var?
Yoksa son dönemde yaşanan olaylar mı daha fazla görünür hale geldi?
Bunu ancak araştırarak öğrenebiliriz.
İntiharları konuşurken daha dikkatli olmalıyız
Bu konunun en hassas taraflarından biri intiharlar.
Burada gazetecilerin sorumluluğu çok daha büyük.
Bir insanın hayatına son vermesini sansasyonel bir haber malzemesine dönüştürmek yerine, bunun arkasındaki toplumsal sorulara bakmak gerekiyor.
Bir genç neden kendisini yalnız hissediyor?
Neden yardım istemekte zorlanıyor?
Ailesi ciddi bir değişiklik fark ettiğinde nereye başvurabilir?
Gençlerin ücretsiz ve kolay ulaşabileceği psikolojik destek imkanları yeterli mi?
Okullarda, ailelerde ve toplumda bu konuda yeterince farkındalık var mı?
Bunlar sorulması gereken sorular.
Çünkü kaybettiğimiz insanlara artık “Neden?” diye soramıyoruz.
Ama onların ardından aynı acıyı başka ailelerin yaşamaması için sorular sorabiliriz.
Peki Konaklı ne yapmalı?
Bence artık burada ciddi bir toplantı yapılmalı.
Konaklı Mahallesi Muhtarı Kerim Şen başta olmak üzere mahallenin ileri gelenleri, esnaf temsilcileri, okul yöneticileri, sağlık çalışanları, spor kulüpleri, gençler ve ilgili kurumlar bir masa etrafında buluşmalı.
Ama bu toplantı sadece protokol fotoğrafından ibaret olmamalı.
Gerçekten sorunların konuşulduğu bir toplantı olmalı.
“Konaklı’da Gençlerimizi Nasıl Koruyabiliriz?”
Bu toplantıda;
Trafik kazaları konuşulmalı.
D-400 konuşulmalı.
Motosiklet kullanımı konuşulmalı.
İş güvenliği konuşulmalı.
Gençlerin sosyal hayatı konuşulmalı.
Psikolojik destek imkanları konuşulmalı.
Sağlık ve erken teşhis konuşulmalı.
Ve en önemlisi…
Gençlerin kendisi dinlenmeli.
Çünkü gençlerin ne yaşadığını en iyi yine gençler bilir.
Önce veriyi ortaya koyalım
Benim gazeteci olarak en çok önem verdiğim nokta burası.
Konaklı'da son 5 veya 10 yılda genç yaşta kaç kişi hayatını kaybetti?
Kaçı trafik kazası?
Kaçı motosiklet kazası?
Kaçı iş kazası?
Kaçı hastalık?
Kaçı ani ölüm?
Kaç intihar vakası var?
Kaç intihar girişimi yaşandı?
Hangi yaş gruplarında yoğunluk var?
Kazalar daha çok hangi bölgelerde meydana geliyor?
Bütün bunların resmi verilerle ortaya konulması gerekiyor.
Belki gerçekten bir artış var.
Belki yok.
Belki yaşanan olaylar birbirinden tamamen bağımsız.
Ama bunu tahmin ederek değil, veriye bakarak söyleyebiliriz.
İşte gazetecilik tam da burada başlıyor.
Bir sonraki cenazeyi beklemeyelim
Toplum olarak acı bir döngümüz var.
Bir genç hayatını kaybediyor.
Hepimiz üzülüyoruz.
“Allah rahmet eylesin” diyoruz.
Aileye başsağlığı diliyoruz.
Cenazeye katılıyoruz.
Sonra birkaç gün geçiyor.
Hayat normale dönüyor.
Ta ki başka bir acı haber gelene kadar.
Bunu değiştirmemiz gerekiyor.
Bir genç trafik kazasında hayatını kaybettiğinde sadece “yazık oldu” dememeliyiz.
“Bu kazayı önlemek mümkün müydü?” diye sormalıyız.
Bir iş kazasında genç bir insan öldüğünde sadece başsağlığı dilememeliyiz.
“Hangi güvenlik önlemi eksikti?” diye bakmalıyız.
Bir genç hastalık nedeniyle hayatını kaybettiğinde sadece üzülmemeliyiz.
“Erken teşhis konusunda ne yapabiliriz?” diye düşünmeliyiz.
Bir intiharın ardından sadece “Neden yaptı?” dememeliyiz.
“Daha önce hangi destek mekanizması devreye girebilirdi?” diye sormalıyız.
Çünkü amaç ölümden sonra konuşmak değil.
Ölümden önce önlem almak.
Bu yazı bir suçlama değil, bir çağrıdır
Ben bu yazıyı Konaklı'yı kötü göstermek için yazmıyorum.
Kimseyi suçlamak için de yazmıyorum.
Tam tersine…
Konaklı'nın gençlerine sahip çıkılması gerektiğini düşündüğüm için yazıyorum.
Çünkü bu mahallede binlerce insan yaşıyor.
Burada çocuklar büyüyor.
Gençler hayaller kuruyor.
İnsanlar geleceğini burada şekillendiriyor.
Bir mahallenin gerçek zenginliği otelleri değildir.
Binaları değildir.
İşletmeleri değildir.
Gerçek zenginliği gençleridir.
Bir genci kaybettiğimizde sadece bir insanı kaybetmiyoruz.
Bir annenin evladını…
Bir babanın çocuğunu…
Bir arkadaşın dostunu…
Bir mahallenin parçasını…
Ve geleceğin bir bölümünü kaybediyoruz.
Ben soruyorum
Ben gazeteciyim.
Benim işim hüküm vermek değil.
Benim işim soru sormak.
Araştırmak.
Doğrulamak.
Detayın peşine düşmek.
Ve gerektiğinde herkesin görmezden geldiği bir noktaya dikkat çekmek.
Konaklı'dan gelen genç ölüm haberleri de benim için artık böyle bir konu.
Belki gerçekten genç ölümlerinde artış var.
Belki yok.
Bilmiyoruz.
Öyleyse araştıralım.
Resmi verileri isteyelim.
Geçmiş yıllarla karşılaştıralım.
Uzmanlarla konuşalım.
Aileleri dinleyelim.
Gençleri dinleyelim.
Ve gerçeği ortaya çıkaralım.
Çünkü gazetecilik, bir başkasının yazdığını kopyalayıp yeniden yayınlamak değildir.
Gazetecilik, bir iddiayı araştırmadan gerçekmiş gibi sunmak değildir.
Gazetecilik, insanların hayatını ve itibarını doğrulanmamış sözlerle tehlikeye atmak hiç değildir.
Gazetecilik; gerçeğin peşinden gitmektir.
Ve bazen gazetecinin görevi, herkesin sustuğu yerde tek bir soru sormaktır.
Ben bugün o soruyu soruyorum:
Alanya’nın o mahallesinde genç ölümler artıyor mu?
Ve bundan daha önemli bir soru daha var:
Bir sonraki genci kaybetmemek için bugün ne yapacağız?
Çünkü bir gazeteci olarak benim derdim sadece bugünün haberini yapmak değil.
Yarının acı haberini engelleyecek soruyu bugün sorabilmek.

KONAKLI'DA 2024-2026 GENÇ VE ERKEN YAŞ ÖLÜMLERİ

18 Ocak 2024 – Sahilde çocuk cesedi bulundu
Konaklı Mahallesi sahilinde yaklaşık 10 yaşlarında bir kız çocuğuna ait ceset bulundu. Cesedin belden yukarısının olmadığı bildirildi. Kimlik ve ölüm nedeni konusunda olay tarihinde soruşturma başlatıldı. Bu olayın Konaklı sakini bir çocuk olup olmadığı ise haberlerden anlaşılamıyor.

10 Haziran 2024 – Halime Kat, 23 yaşında
Konaklı Mahallesi'nde motosiklet ile minibüsün çarpışması sonucu 23 yaşındaki Halime Kat ağır yaralandı. Hastanede yapılan tüm müdahalelere rağmen yaşamını yitirdi.

11/12 Haziran 2024 – Deniz Micozkadıoğlu, 24 yaşında
Konaklı D-400'de motosikletin devrilmesi sonucu meydana gelen kazada motosiklette yolcu olarak bulunan 24 yaşındaki Deniz Micozkadıoğlu ağır yaralandı ve kaldırıldığı hastanede hayatını kaybetti.

28-29 Haziran 2024 – 23 yaşındaki üniversite öğrencisi Ronya Koç
ALKÜ Diş Hekimliği Fakültesi öğrencisi Ronya Koç, Konaklı Stadı'ndaki mezuniyet töreninin ardından yaşamına son verdi. Olayın Konaklı'daki mezuniyet töreni sonrasında gerçekleştiği bildirildi. Burada dikkat: Genç kızın ikamet ettiği yerin Konaklı olduğuna dair kayıt bulamadım; bu nedenle “Konaklı bağlantılı ölüm” olarak ayrı değerlendirmek daha doğru.

2025

2025 yılı özellikle dikkat çekiyor. Konaklı'da gençler açısından trafik kazalarının yoğunlaştığı bir dönem görülüyor.

17 Mart 2025 – Alperen Altıntaş, 14 yaşında
Konaklı Mahallesi'nde yolun karşısına bisikletiyle geçmeye çalışan 14 yaşındaki Alperen Altıntaş'a otomobil çarptı. Ağır yaralanan çocuk, kaldırıldığı Alanya Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde hayatını kaybetti.


15 Haziran 2025 – Hasan Yılmaz, 21 yaşında
Konaklı Mustafa Kemal Bulvarı'nda iki motosikletin kafa kafaya çarpışması sonucu 21 yaşındaki Hasan Yılmaz olay yerinde hayatını kaybetti.

15 Haziran 2025 – Ömer Faruk Karakoç, 24 yaşında
Aynı kazada ağır yaralanan 24 yaşındaki Ömer Faruk Karakoç, kaldırıldığı hastanede hayatını kaybetti. Yapılan kontrolde kanında 2,17 promil alkol tespit edildiği bildirildi.

Yani tek kazada iki genç kaybedildi.

18 Temmuz 2025 – Muhammed Cuma Bağlama, 25 yaşında
Konaklı'daki bir otelde çalışan 25 yaşındaki Muhammed Cuma Bağlama, mesai sırasında epilepsi krizi geçirdi. Hastaneye kaldırılan genç çalışan tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı.

3/4 Eylül 2025 – Molla Muhammed, 21 yaşında
Konaklı Mahallesi'ndeki bir inşaatta çalışan 21 yaşındaki Molla Muhammed, yaklaşık 4 metre yükseklikten düşerek ağır yaralandı. Hastanede hayatını kaybetti. İş kazası.

3 Eylül 2025 – Mustafa Solmaz Altınbaş, 29 yaşında
Konaklı D-400'de saat 03.30 sıralarında motosikletiyle minibüse arkadan çarpan 29 yaşındaki Mustafa Solmaz Altınbaş, olay yerinde hayatını kaybetti.

13 Ekim 2025 – Emine Özalp, 27 yaşında
Konaklı D-400'de yaya geçidinden elektrikli bisikletiyle geçmeye çalışan 27 yaşındaki Emine Özalp, ticari taksinin çarpması sonucu olay yerinde hayatını kaybetti.

2026

3 Ocak 2026 – Hayri Mert Hastürk, 17 yaşında
Konaklı Ali Şahin Petrol mevkiinde D-400 üzerinde kamyon ile motosikletin çarpışması sonucu 17 yaşındaki Hayri Mert Hastürk olay yerinde hayatını kaybetti. Bu olay Alanya'da 2026'nın ilk ölümlü trafik kazası olarak haberleştirildi.

9 Mayıs 2026 – Muhammet Burak Delioğlu
Konaklı'da üç motosikletin karıştığı kazada ağır yaralanan Muhammet Burak Delioğlu, hastanede verdiği yaşam mücadelesini kaybetti.

19 Haziran 2026 – Oktay İzzet Kurtlu, 23 yaşında
Konaklı Mahallesi'nde 23 yaşındaki Oktay İzzet Kurtlu evinde ölü bulundu.

4 Temmuz 2026 / 13 Ağustos 2026 – Abdullah Çıtak, 24 yaşında
Konaklı'daki bir otelde teknik personel olarak çalışan 24 yaşındaki Abdullah Çıtak, 4 Temmuz'da arızalı asansörü kontrol ederken asansör ile duvar arasında sıkışarak ağır yaralandı. Yaklaşık 39-40 gün hastanede tedavi gördükten sonra 13 Ağustos 2026'da hayatını kaybetti.