Belediyecilikte halkın en çabuk karar verdiği alan, gündelik hayatı doğrudan etkileyen hizmetlerdir.
Yani yol…
Kazı…
Trafik…
Ulaşım…
Görüntü…
Düzen…
Bir vatandaş belediyeyi önce buradan okur.
Osman Tarık Özçelik döneminde en çok konuşulan başlıklardan biri de tam olarak bu oldu.
Şehir içinde süren kazılar, bitme süresi uzayan çalışmalar, kısa ömürlü bulunduğu söylenen asfalt uygulamaları, trafik üzerindeki baskı ve günlük hayatın zorlaşması…
Şimdi burada adil olmak gerekir.
Büyüyen bir şehirde altyapı çalışması olacaksa, elbette kazı da olacak.
Toz da olacak.
Geçici sıkıntı da olacak.
Ama mesele sadece çalışmanın başlaması değildir.
Mesele, o çalışmanın planlı, kaliteli ve zamanında bitmesidir.
Vatandaş bugün en çok burada itiraz ediyor.
Yapılan işe değil, işin yönetilişine itiraz ediyor.
“Bir başlıyor, uzun sürüyor.”
“Bir kazılıyor, tekrar bozuluyor.”
“Bir yapılıyor, kısa süre sonra yeniden müdahale gerekiyor.”
“Şehir içi ulaşım nefes alamaz hale geliyor.”
Bu eleştiri küçümsenecek bir eleştiri değildir.
Çünkü Alanya’da artık geçmiş dönemle bugünkü dönem arasında sahadaki memnuniyet üzerinden doğal bir kıyas da yapılıyor.
Hatta vatandaşın diline düşen bazı cümleler var:
“Siz hiçbir şeye dokunmayın, olanı da bozdunuz.”
Bu sert bir cümledir.
Belki haksızlık payı olan yerleri de vardır.
Ama siyasette önemli olan, bu cümlenin kurulup kurulmadığıdır.
Kuruluyorsa, orada bir algı değil, bir memnuniyetsizlik üretimi vardır.
Bir başka önemli başlık da kaçak yapı ve imar uygulamaları etrafındaki tartışmalardır.
Yeni yönetim göreve gelirken, kamuoyunda beklenti şuydu:
Kurallar herkese eşit işleyecek.
Ayrıcalık algısı kırılacak.
Yasa dışı olanla mücadelede net bir duruş olacak.
Fakat zamanla bazı yapıların yasallaştırılmaya çalışıldığı, bazı alanlarda eşitliğin tartışmalı hale geldiği yönündeki eleştiriler de yükselmeye başladı.
Ben burada kesin hüküm kurmak yerine şu tespiti yapmakla yetineceğim:
Belediyecilikte adalet duygusu zedelenirse, yapılan doğru işler bile gölgelenir.
Çünkü vatandaşın görmek istediği şey nettir:
Kural varsa herkese var.
Yasaksa herkese yasak.
Serbestse herkese serbest.
İşin bir de sosyal ve kültürel gerilim boyutu var.
Son dönemde Bozkurt heykeli etrafında yaşanan tartışmalar, Devlet Bahçeli isminin yaşatıldığı alanla ilgili gündemler ve belediye çevresinden gelen bazı açıklamalar, Alanya’da gereksiz bir gerilim alanı oluşturdu.
Hele hele Yörükler hakkında kullanılan ve toplumda ciddi tepki uyandıran “berduş” ifadesi gibi sözler, belediye yönetiminin doğrudan kullanıp kullanmadığından bağımsız olarak, kamuoyunda yönetime zarar yazan olaylar haline geldi.
Burada temel mesele şudur:
Bir belediye başkanı sadece yaptığı işle değil, çevresinde oluşan siyasi ve sosyal dil ile de değerlendirilir.
Eğer sizin döneminizde toplumsal fay hatlarını kaşıyan, insanları gereksiz yere kamplaştıran, Alanya’nın ortak hafızasına dokunan işler ya da sözler çoğalıyorsa; siz yol yapsanız bile bunun siyasi maliyeti olur.
Osman Tarık Özçelik’in iki yılında en çok güç kaybettiği alanlardan biri tam da budur.
Yani sahadaki hizmet tartışmalarına ek olarak, yönetsel iletişimde ve sembolik meselelerde gereksiz kırılmalar yaşanması…
Oysa Alanya’nın şu anda kavgaya değil, toparlanmaya ihtiyacı var.
Sembolik restleşmeye değil, ortak şehir aklına ihtiyacı var.
İşte belediye yönetimi bu dengeyi ne kadar kurarsa, eleştirilerin şiddeti de o kadar azalır.
Yarın son yazı…
Üçüncü Yıl Artık Mazeret Yılı Değil: Alanya Sonuç İstiyor