BU YAZIYI TURİZMDEN EKMEK YİYEN HERKES İYİ OKUSUN…

Alanya yine sezonu açtı…
Oteller dolmaya başladı…
Sokaklarda farklı diller duyuluyor…
Ve şimdi bu şehrin en büyük sınavı başlıyor.

Çünkü turizm sadece otelcinin işi değildir…
Turizm bu şehirde yaşayan herkesin işidir.

Bakın çok açık konuşalım…

Bir turist geldiğinde sadece otel para kazanmıyor.

Manav kazanıyor…
Kasap kazanıyor…
Balıkçı kazanıyor…
Çiftçi kazanıyor…
Arıcı kazanıyor…
Süt üreticisi kazanıyor…
Peynirci kazanıyor…
Zeytin üreticisi kazanıyor…

Çünkü oteller misafirin önüne koyduğu domatesi, salatalığı, sütü, peyniri, balı, eti, balığı bir yerden alıyor.
Bir çiftçi sabahın köründe tarlaya gidiyor ki turist kahvaltıda taze domates yiyebilsin.
Bir üretici gece gündüz çalışıyor ki otelin mutfağı dönsün.

Sadece bunlar mı?

Taksici kazanıyor…
Servisçi kazanıyor…
Rent A Car kazanıyor…
Tekne turu yapan kazanıyor…
Safari turu yapan kazanıyor…
Dimçayı’ndaki işletmeler kazanıyor…
Berber kazanıyor…
Kuyumcu kazanıyor…
Market kazanıyor…
Butik kazanıyor…
Emlakçı kazanıyor…

Demirtaş’tan Okurcalar’a kadar binlerce insanın evine ekmek turizm sayesinde giriyor.

Yayla turizmi ayrı bir kapı…
Kültür turizmi ayrı bir kapı…
Tekne turizmi ayrı…
Safari ayrı…
Piknik alanları ayrı…

Yani mesele sadece “otel doldu” meselesi değildir.
Mesele koskoca bir şehrin ayakta kalma meselesidir.

İşte bu yüzden herkesin artık daha dikkatli olması gerekiyor.

Ve burada en büyük görevlerden biri de işletme sahiplerine düşüyor.

Yanınızda çalıştırdığınız personeli iyi uyarın…
Otelde çalışanı…
Butikte çalışanı…
Restorandaki garsonu…
Tekne personelini…
Kasadaki çalışanı…
Resepsiyondaki personeli…

Herkes şunu iyi bilmeli:

Turiste kötü söz söylemenin, ters davranmanın, küçümsemenin kimseye faydası yok.

Bir anlık sinirle söylenen kötü bir söz bazen milyonluk zarara dönüşür.

Çünkü artık dünya küçük…
Turist yaşadığı kötü olayı saniyeler içinde sosyal medyada paylaşıyor.
Bir kişinin yaptığı hata bazen bütün şehrin adını lekeleyebiliyor.

Bakın geçen yıl Türkler’de bir taksici arkadaşımız aracında turistin düşürdüğü yüklü miktarda Euro buluyor.
İsteseydi cebine koyardı.
Kimse de anlamazdı.

Ama ne yaptı?
Araştırdı… sahibini buldu… parayı teslim etti.

Peki sonra ne oldu?

O turist bu yıl yine Alanya’ya geldi.
Ve ilk aradığı kişi yine o taksici oldu.

İşte mesele budur.

Turizm sadece para kazanma işi değildir.
Turizm güven işidir.
Vicdan işidir.
İnsanlık işidir.

Şimdi kendimizi onların yerine koyalım…

Siz dünyanın herhangi bir ülkesine gittiniz diyelim…
Bir restorana girdiniz…
Bir mağazaya girdiniz…
Bir taksiye bindiniz…

Ne beklersiniz?

Size bağırılmasını mı?
Ters davranılmasını mı?
Kazıklanmayı mı?

Hayır…

Güler yüz beklersiniz.
Saygı beklersiniz.
Hoşgörü beklersiniz.

E o zaman biz de aynısını yapmak zorundayız.

Kimse turisti “yolunacak kaz” gibi görmesin.
Bu kafa Alanya’ya zarar verir.
Bugünü kurtarırsınız ama yarını kaybedersiniz.

Bir turist memnun kalırsa sadece kendisi gelmez…
Ailesini getirir…
Arkadaşını getirir…
Çevresine Alanya’yı anlatır.

Ama kötü uğurlanan turist giderken yanında bu şehrin itibarını da götürür.

Unutmayın…
Turizm bacasız fabrikadır.

Bu şehirde binlerce evin ışığı bu sektör sayesinde yanıyor.
Binlerce çocuk bu sektör sayesinde okula gidiyor.
Binlerce insan bu sektör sayesinde ayakta duruyor.

Biz aynı geminin içindeyiz.
Bu gemi yürürse hepimiz kazanırız.
Ama zarar görürse hepimiz etkileniriz.

O yüzden bu sezon daha dikkatli olacağız…
Daha sabırlı olacağız…
Daha vicdanlı olacağız…

Çünkü bazen bir tebessüm…
Milyon dolarlık reklamlardan daha değerlidir.

Hayırlı, bereketli, kazasız belasız bir sezon diliyorum.