Mart ayı enflasyon verilerini değerlendiren Kaya, Türkiye İstatistik Kurumu’nun açıkladığı rakamlara sert tepki gösterdi. TÜİK’in mart ayında aylık enflasyonu yüzde 1,94, yıllık enflasyonu ise yüzde 30,87 olarak duyurduğunu hatırlatan Kaya, buna karşılık ENAG’ın aylık enflasyonu yüzde 4,10, yıllık enflasyonu ise yüzde 54,62 olarak açıkladığını belirtti. İstanbul Ticaret Odası’nın verilerine göre ise mart ayında toptan fiyatların aylık yüzde 2,97, yıllık ise yüzde 37,68 arttığını ifade etti.
Kaya, farklı kurumların açıkladığı veriler arasındaki uçurumun dikkat çekici olduğunu vurgulayarak, özellikle vatandaşın günlük hayatında hissettiği enflasyonun resmi rakamların çok üzerinde olduğunu ileri sürdü. “TÜİK şapkadan dinozor çıkardı. Vatandaşlara Bizans oyunları devam ediyor” ifadelerini kullanan Kaya, ekonomik tablonun masa başında değil, çarşıda, pazarda ve markette okunması gerektiğini söyledi.
Açıklamasında Türk-İş tarafından açıklanan açlık ve yoksulluk sınırı verilerine de değinen Kaya, dört kişilik bir ailenin yalnızca gıda harcaması için yapması gereken aylık harcamanın 32 bin 792 lira 74 kuruşa yükseldiğini, yoksulluk sınırının ise 106 bin 816 lira 70 kuruşa çıktığını kaydetti. Bekâr bir çalışanın yaşama maliyetinin de 42 bin 585 lira 17 kuruş olduğunu belirten Kaya, mutfak enflasyonunun vatandaşın omzundaki yükü daha da artırdığını söyledi.
Kira artış oranlarına da dikkat çeken Kaya, TÜİK’in mart ayı verilerinin ardından nisan ayında uygulanacak tavan kira zam oranının yüzde 32,82 olarak belirlendiğini hatırlattı. Vatandaşın gelirinin bu hızla artmadığını belirten Kaya, kira, gıda, ulaşım ve temel tüketim kalemlerindeki artışların dar gelirli aileler için yaşamı her geçen gün daha da zor hale getirdiğini dile getirdi.
Emekli ve memur maaşlarındaki erimeye de işaret eden Kaya, emeklilerin ocak, şubat ve mart ayı enflasyonlarıyla birlikte üç ayda toplam yüzde 10,04’lük zammı hak ettiğini, memur ve memur emeklilerinin üç aylık farkının ise yüzde 6,07 olarak hesaplandığını söyledi. Ancak bu artışların hayat pahalılığı karşısında yetersiz kaldığını savunan Kaya, “En düşük emekli maaşı 3 ayda 20 bin liradan 1.825 lira kayıpla 18 bin 25 liraya geriledi. Memur emeklisinin en düşük maaşı da 1.589 lira kayıpla 26 bin 182 liraya düştü” dedi.
Asgari ücretle açlık sınırı arasındaki farkın giderek açıldığını belirten Kaya, tarihte ilk kez asgari ücretin açlık sınırının altında kaldığını savundu. Çalışanların ay sonunu getiremediğini, maaşların ay ortasına varmadan eridiğini söyleyen Kaya, “Artık maaş erimiyor, buharlaşıyor” sözleriyle tabloyu özetledi.
Vatandaşın cebindeki paranın hükmünü yitirdiğini kaydeden Kaya, yakıt fiyatlarındaki artışın bütün ürünlere zam olarak geri döndüğünü belirtti. Çarşı, pazar ve markette fiyatların “cep yakmanın da ötesine geçtiğini” ifade eden Kaya, vatandaşın her yeni aya bir önceki aydan borçlu girdiğini dile getirdi.
2026 yılının çalışanlar, emekliler ve sosyal yardımlarla ayakta kalmaya çalışan geniş kesimler açısından çok daha zorlu geçeceğini söyleyen Kaya, asgari ücretin ve emekli maaşlarının yeniden gözden geçirilmesi gerektiğini savundu. İlk üç ayda bile enflasyonun beklentilerin büyük bölümünü tükettiğini ifade eden Kaya, yılın geri kalanında alım gücündeki kaybın daha da büyüyeceğini söyledi.
Ekonomide yaşanan sorunların artık geçici açıklamalarla örtülemeyeceğini belirten Kaya, gıda enflasyonunun izaha muhtaç olduğunu ifade etti. Kuraklık, savaş, deprem gibi gerekçelerin her defasında öne sürülmesini eleştiren Kaya, ekonomide eşgüdüm eksikliği bulunduğunu savundu.
Açıklamasının sonunda vatandaşlara da çağrıda bulunan Kaya, yaşanan ekonomik sıkıntıların unutulmaması gerektiğini belirterek, ilk seçimde gerekli demokratik tepkinin verilmesi gerektiğini söyledi.




