Şehri konuştuk.
Gündemi konuştuk.
Devam eden çalışmaları konuştuk.
Alanya’nın bugününü, yarınını, birikmiş meselelerini ve bu şehrin sırtındaki ağır yükleri konuştuk.
Tabii işin başında biraz espri de vardı.
Yeni belediye binasında başkanlık makamını ilk kez görmüş oldum. Daha kapıdan girer girmez dikkatimi çeken ilk şey kapılar oldu. Ama öyle böyle değil… Hayli yüksek kapılar.
Dayanamadım sordum:
“Başkanım, bu kapılar kime göre yapıldı? Dünyanın en uzun boylu insanı gelse başını eğmeden girsin diye mi?”
Gerçekten ilk defa bu kadar uzun kapı gördüm. Adeta ölçü kaçmış gibi…
Makam odasına geçince de espri devam etti.
“Başkanım, burası 11’e 11 maç yapılacak gibi… Saha hazır mı?” dedim.
Başkan güldü. Malum, bina önceki dönemde yapılmış. O yüzden sadece gülümsemekle yetindi.
Sohbetin renkli anlarından biri de “çağla” muhabbetiydi.
Yine takıldım:
“Başkanım, belediye bütçesini dengelemek için mi çağla hasadına başladınız?”
Bu espri de kahkahayla karşılık buldu.
Ama işin şakası bir yana…
O makamda sadece espri yapılmadı. Alanya konuşuldu. Hem de ciddi ciddi konuşuldu.
Sohbette Alanya Belediye Başkan Yardımcısı Murat Levent Koçak ve Başkan Danışmanı Sadık Dizdaroğlu da vardı.
Murat Koçak’ı ben mesleğe başladığım yıllardan bu yana, yaklaşık 35 yıldır tanırım. Sadık Dizdaroğlu’nu ise dönemin Alanya Belediye Başkanı Hasan Sipahioğlu’nun özel kalem müdürlüğünden bilirim.
Sizi bilmem ama bana göre bu iki isim Alanya’yı iyi bilen isimlerdir. Bu şehrin damarını, sokak dilini, belediye hafızasını ve yerel dengelerini bilen insanlardır.
O yüzden açık söyleyeyim:
Osman Tarık Özçelik bu konuda şanslı.
Çünkü belediye başkanı tek başına şehir yönetmez. Etrafındaki ekip, o başkanın gözü, kulağı, hafızası ve sahadaki eli olur. Eğer o ekip şehirden kopuksa başkan da bir süre sonra gerçeklerden kopar. Ama ekip şehri biliyorsa, sokaktan geliyorsa, belediye hafızasına sahipse, bu büyük avantajdır.
Sohbet sırasında Murat Koçak’a, Belediye Başkan Yardımcısı Servet Ünlü’nün durumunu da sordum.
“Az önce belediyedeydi, valla zehir gibi” dedi.
Ben de “Maşallah” dedim.
Buradan Servet Ünlü abimize de selam olsun. Onu da en kısa zamanda görmek dileğiyle…
Şimdi gelelim asıl meseleye.
Başkan Özçelik’in anlattıklarından ve sohbetin genelinden benim çıkardığım sonuç şu:
Bu ekip, Alanya’da yıllardır ötelenen bazı işlere girmiş durumda.
Başkanın ifadesiyle, yaklaşık 30 yıldır yapılmayan bazı işler bugün masada. Bu cümle iddialı bir cümledir. Böyle cümleler havada kalırsa eleştiri alır. Ama sahada karşılığı varsa da hakkını teslim etmek gerekir.
Mesela Atatürk Caddesi…
Başkan, Atatürk Caddesi çalışmaları için 6 kurumun bir araya getirildiğini söyledi. Belediyede demokrasi olduğunu, beyin fırtınası yaptıklarını, beyin cimnastiğiyle karar aldıklarını anlattı.
Bu kolay iş değildir.
Biz dışarıdan sadece kazıyı, çamuru, trafiği, tozu görürüz. Vatandaş da haklı olarak kendi günlük hayatına bakar. Ama işin arkasında 6 kurumun aynı masaya oturtulması, altyapı hatlarının eş güdümle yenilenmesi, elektrik, su, internet, aydınlatma ve diğer kurumların aynı anda organize edilmesi varsa, bu ciddi bir koordinasyon işidir.
Başkan, normal planlamaya göre işin nisan ayında bitmesini hedeflediklerini, ancak bu yıl Alanya’da son yılların en yoğun yağışlarının yaşandığını söyledi.
Hakikaten bu yıl yağmur maşallah bereketli yağdı.
Alanya’nın eski yağmurlarını bilenler bilir; bu yıl yağmur bir başladı, bir durdu, tekrar başladı. Başkanın ifadesiyle bu süreç yaklaşık 35 güne tekabül etti. Yani çalışma takvimi ister istemez etkilendi.
Başkan şunu söyledi:
“Eğer günlerce süren yeni bir yağmur olmazsa, asfalt işimiz 20 Mayıs’tan 10 gün önce ya da 10 gün sonra biter.”
Bu cümle önemli.
Çünkü vatandaş artık net tarih istiyor. “Çalışıyoruz” sözü bir yere kadar karşılık bulur. Ondan sonra vatandaş haklı olarak “Ne zaman bitecek?” diye sorar.
Ben de buradan notumu düşeyim:
Atatürk Caddesi, Alanya’nın vitrini olan yerlerden biridir. Orada yapılan iş kalıcıysa, planlıysa, altyapısı düzgünse, yarın bu şehir bunun faydasını görür. Ama gecikirse, kalitesi düşük olursa, tekrar kazılırsa, o zaman eleştiri de haklı olur.
Belediyecilikte iyi niyet yetmez. Sonuç gerekir.
Fakat benim bu görüşmede en çok önemsediğim başlık başka bir şeydi:
Altyapı haritası.
Başkan, yapılan altyapıların haritasının çıkarıldığını, yapılan işlerin kent bilgi sistemine işlendiğini söyledi.
Bakın, bu çok ama çok önemli.
Çünkü Alanya’da yıllardır en büyük sorunlardan biri şudur:
Yerin altında ne var, kimse tam bilmez.
Bir yerde kazı yapılır, altından başka hat çıkar. Bir yerde boru vardır, kimse kaydını bulamaz. Bir kurum gelir kazar, sonra başka kurum gelir tekrar kazar. Vatandaş da haklı olarak isyan eder:
“Daha dün kazdınız, bugün yine mi kazıyorsunuz?”
İşte altyapı haritası bu yüzden kıymetli.
Bugün para toprağın altına gömülüyor gibi görünür. Vatandaş bazen görmez. Çünkü asfalt gözükür, kaldırım gözükür, park gözükür ama yerin altındaki boru, hat, sistem görünmez.
Ama şehirleri ayakta tutan şey çoğu zaman görünmeyen işlerdir.
Başkanın verdiği Mola Kavşağı örneği de tam buraya oturuyor.
Bugün Mola Kavşağı’nın altından kaç hat geçiyor, ne nereden gidiyor, hangi kurumun hangi bağlantısı var, kaç kişi biliyor?
Çok az kişi.
Ama bundan sonra sistemli kayıt tutulursa, yarın bir belediye yönetimi geldiğinde sisteme girip şunu görecek:
“Burada şu hat var, şu tarihte yapılmış, şu kurum girmiş, şu altyapı yenilenmiş.”
İşte buna ben günü kurtaran belediyecilik değil, geleceğe not düşen belediyecilik derim.
Alanya’nın ihtiyacı da budur.
Çünkü Alanya artık küçük bir sahil kasabası değildir. Alanya büyümüştür. Nüfus büyümüştür. Turizm büyümüştür. İnşaat büyümüştür. Araç sayısı artmıştır. Mahalleler genişlemiştir. Yaz nüfusu, kış nüfusu, yabancı nüfus, yerli nüfus, günübirlik hareketlilik derken şehir artık eski reflekslerle yönetilecek bir şehir olmaktan çıkmıştır.
Alanya’nın bugünkü meselesi sadece yol yapmak değildir.
Alanya’nın meselesi planlama meselesidir.
Kısa vadeli plan gerekir.
Uzun vadeli plan gerekir.
Acil eylem planı gerekir.
Devlet yatırımı gerekir.
Yerel yönetim aklı gerekir.
Siyaset üstü şehir hafızası gerekir.
Bugün Alanya’nın en büyük açığı da budur.
Biz yıllardır çok kazandık ama kazandığımızı şehrin kalıcı altyapısına yeterince dönüştürebildik mi?
Turizmden gelir geldi.
İnşaattan gelir geldi.
Arsalar değerlendi.
Yatak kapasitesi arttı.
Binalar yükseldi.
Nüfus büyüdü.
Ama şehir bu büyümenin altyapısını aynı hızla kurabildi mi?
Bence asıl soru budur.
Bugün yatak satışları neden ucuz?
Turizm geliri neden şehirde aynı güçle hissedilmiyor?
İnşaat neden beş yılda bir hızlanıyor, beş yılda bir duruyor?
Her hızlanma döneminde altyapı neden alarm veriyor?
Arıtma meselesi neden hâlâ başlık?
Trafik neden her geçen yıl daha büyük çileye dönüşüyor?
Sahil yolları turizmi neden olumsuz etkiliyor?
Yeni turizm alanları neden planlanamıyor?
Hal, sanayi, çevre yolu, bağlantı yolları, kampüs okulları, ulaşım aksları neden hâlâ bu şehrin önünde çözüm bekleyen başlıklar olarak duruyor?
İşte bunları konuşmamız gerekiyor.
Sadece belediye başkanını alkışlamakla da olmaz.
Sadece belediye başkanını dövmekle de olmaz.
Alanya’nın meselesi bundan daha büyüktür.
Ben 35 yıldır bu şehirde gazetecilik yapıyorum.
Rahmetli Müstakbel Dim dönemini de bilirim.
Cengiz Aydoğan dönemini de bilirim.
Hasan Sipahioğlu dönemini de bilirim.
Adem Murat Yücel dönemini de bilirim.
Bugün Osman Tarık Özçelik dönemini de izliyorum.
Her dönemin artısı vardır, eksisi vardır.
Her başkanın yaptığı vardır, yapamadığı vardır.
Her dönemin kendi şartları vardır.
Bu şehre hizmet etmiş herkese teşekkür etmek gerekir.
Ama teşekkür etmek başka, analiz yapmak başkadır.
Bizim görevimiz sadece “Allah razı olsun” demek değildir.
Bizim görevimiz aynı zamanda şunu sormaktır:
Bu şehir nereye gidiyor?
Bugün Alanya değer kaybediyor mu?
Marka gücü zayıflıyor mu?
Turizmde ucuzlayan bir destinasyona mı dönüşüyoruz?
Altyapı büyümenin gerisinde mi kalıyor?
Devlet yatırımlarından yeterince pay alabiliyor muyuz?
Büyük projelerde Ankara’da güçlü şekilde savunuluyor muyuz?
İşte burada Alanya’nın ayrı bir sorunu daha var.
Alanya, çevre ilçelere de hizmet veren, bölgesel yük taşıyan, ekonomisiyle, turizmiyle, tarımıyla, ticaretiyle büyük bir şehir gibi çalışan ama hâlâ ilçe statüsünde kalan bir yer.
Bu başlı başına görülmeyen bir sorundur.
Çünkü Alanya’nın yükü büyük, yetkisi sınırlı.
Meclis’te güçlü temsil meselesi de burada karşımıza çıkıyor. Mevlüt Çavuşoğlu dışında Alanya’nın Ankara’da güçlü bir savunucusu var mı? Büyük yatırımlar için kim masaya yumruğunu vuruyor? Çevre yolu için kim takip ediyor? Antalya-Alanya ulaşım çilesi için kim sürekli bastırıyor? Havalimanı, kampüsler, yeni turizm bölgeleri, devlet yatırımları için kim Alanya adına ısrar ediyor?
Bunlar sorulmalı.
Çünkü belediye her şeyi tek başına çözemez.
Alanya’nın sorunlarının bir kısmı belediyeliktir.
Bir kısmı büyükşehirliktir.
Bir kısmı devlet yatırımıdır.
Bir kısmı Ankara meselesidir.
Bir kısmı da bu şehrin kendi içindeki vizyon eksikliğidir.
O yüzden ben boş siyaseti sevmem.
Bugün Alanya’da yapılan bazı eleştiriler var. Kimi haklıdır, kimi haksızdır. Eleştiri elbette olacak. Gazetecilik varsa eleştiri olacak. Muhalefet varsa denetim olacak. Belediye başkanı eleştirilmeyecek diye bir şey yok.
Ama boş ve kirli siyaset başka bir şeydir.
Sırf yıpratmak için yapılan eleştiri bu şehre zarar verir.
Sırf taraf olduğu için alkışlamak da bu şehre zarar verir.
Alanya’nın ihtiyacı olan şey ne kör destek ne kör muhalefettir.
Alanya’nın ihtiyacı doğru vizyondur.
Bugün Başkan Özçelik’in anlattıklarında benim gördüğüm şey şu:
Bir planlama çabası var.
Bir koordinasyon çabası var.
Bir altyapı hafızası oluşturma gayreti var.
Bir “beytülmal” hassasiyeti var.
Başkan konuşurken “beytülmal” kelimesini özellikle kullandı.
Bu kelime öyle sıradan bir kelime değildir.
Beytülmal, kamu malı demektir.
Milletin hakkı demektir.
Yetimin hakkı demektir.
Kimsenin şahsi malı olmayan, herkesin emaneti olan kaynak demektir.
Bir belediye başkanının bu kelimeyi ağzına alması önemlidir. Ama daha da önemlisi, bunu yönetim anlayışına yerleştirmesidir.
Çünkü belediyede harcanan para başkanın parası değildir.
Belediyenin aracı başkanın aracı değildir.
Belediyenin arsası başkanın arsası değildir.
Belediyenin bütçesi kimsenin şahsi kasası değildir.
O para Alanya’nın parasıdır.
O kaynak milletin kaynağıdır.
O emanet şehrin emanetidir.
Bu konuda hassasiyet gösteriliyorsa, bunu da yazmak gerekir.
Başkanın iş dünyasından gelen geçmişi de bu noktada önemli. Özçelik A.Ş. bu şehirde bilinen, 1992’den bu yana faaliyet gösteren, Alanya merkezli, Akdeniz insanının tanıdığı bir kuruluştur. Şaibesiz bir ticari geçmişten gelen bir insanın belediyede de hesap, disiplin ve kaynak yönetimi konusunda dikkatli davranması beklenir.
Benim gördüğüm, en azından niyet ve yaklaşım olarak böyle bir hassasiyetin var olduğu yönünde.
Ama tekrar söylüyorum:
Niyet kıymetlidir, fakat ölçü sonuçtur.
Alanya artık sözden çok sonuç bekliyor.
Atatürk Caddesi bitecek mi?
Kaliteli bitecek mi?
Bir daha kazılmayacak mı?
Altyapı gerçekten sisteme işlenecek mi?
Ahmet Tokuş Bulvarı’nda aynı hatalar yapılmayacak mı?
CK Enerji’nin bugünden yaptığı hazırlık seneye şehre zaman kazandıracak mı?
Yayla Yolu Kavşağı’ndaki çalışma kalıcı olacak mı?
Güzelyalı ve İskele tarafında “olmaz” denilen işler gerçekten doğru şekilde tamamlanacak mı?
Bunların cevabını zaman verecek.
Başkan, Ahmet Tokuş Bulvarı için seneye kasım ayında başlanacağını, ama şimdiden CK Enerji Akdeniz Elektrik’e “Gel kardeşim altyapını tamamla” dediklerini söyledi. Bu doğru bir yaklaşımdır. Çünkü kurumlar aynı anda koordineli çalışırsa şehir defalarca kazılmaz.
Bu Alanya için kazançtır.
Yayla Yolu Kavşağı’nda da altyapı çalışmalarının bitmek üzere olduğunu söyledi.
Bunlar sahada karşılığı olan işlerse, takdir etmek gerekir.
Çünkü Alanya’nın artık yamalı bohça gibi yönetilmeye tahammülü yok.
Bir kurum kazacak, kapatacak.
Ardından başka kurum gelecek, tekrar kazacak.
Sonra belediye asfalt yapacak.
Sonra bir hat patlayacak, yine kazılacak.
Bu düzen artık bitmeli.
Alanya’nın yerin üstü kadar yerin altı da planlanmalı.
Hatta belki de önce yerin altı planlanmalı.
Çünkü yerin altı sağlamsa, yerin üstü güzelleşir.
Bugün turizm kentiyiz diyoruz. Doğru. Ama turizm sadece otel yatağı değildir. Turizm temiz şehir ister. Güçlü altyapı ister. Rahat trafik ister. Güvenli yollar ister. Düzenli sahiller ister. Arıtması çalışan, çevresi temiz, görüntüsü düzgün kent ister.
Bugün tarım kentiyiz diyoruz. Doğru. Ama tarım da planlama ister. Su yönetimi ister. Ulaşım ister. Üreticinin pazara erişimini kolaylaştıracak sistem ister.
Bugün kültür kentiyiz diyoruz. Doğru. Ama kültür de sadece festivalle olmaz. Tarihi alanların korunması, şehir kimliğinin yaşatılması, kalenin, limanın, eski Alanya’nın, Yörük kültürünün, yerel hafızanın doğru yönetilmesi gerekir.
Alanya çok katmanlı bir şehir.
Turizm var.
Tarım var.
İnşaat var.
Ticaret var.
Kültür var.
Yabancı yerleşik nüfus var.
Üniversite var.
Spor var.
Sahil var.
Yayla var.
Merkez var.
Kırsal var.
Bu kadar farklı yükü olan bir şehri günübirlik siyasi tartışmalarla yönetemezsiniz.
Alanya’nın büyük şehir aklına ihtiyacı var.
Belediye başkanı kim olursa olsun, bu gerçek değişmez.
Bugün Osman Tarık Özçelik var. Dün Adem Murat Yücel vardı. Ondan önce Hasan Sipahioğlu vardı. Daha önce Cengiz Aydoğan vardı. Ondan önce rahmetli Müstakbel Dim vardı.
Başkanlar değişir.
Partiler değişir.
Kadrolar değişir.
Ama Alanya kalır.
O yüzden bizim ölçümüz kişi değil, şehir olmalı.
Ben bugünkü görüşmeden şunu anladım:
Başkan Özçelik ve ekibi çalışıyor. Bunu gördüm.
Bazı işlere ciddi kafa yoruyorlar. Bunu da gördüm.
Altyapı, koordinasyon, kent bilgi sistemi, kurumlar arası iş birliği gibi konularda bir sistem kurmaya çalışıyorlar. Bunu da not ettim.
Ama Alanya’nın sorunu o kadar büyük ki, sadece belediyenin çalışması yetmez.
herkes elini taşın altına koymalı;
Alanya, Antalya, Ankara Milletvekilleri, Meslek odaları, Turizmciler, İnşaat sektörü, Tarım temsilcileri, Basın ve Vatandaş koyacak.
Çünkü Alanya hepimizin.
Bu şehirde kimse sadece seyirci olamaz.
Benim en anlamadığım şeylerden biri de şudur:
Alanya’ya turizmden ciddi para giriyor. İnşaattan ciddi para giriyor. Ticaret dönüyor. Yazın nüfus katlanıyor. Oteller doluyor. Konut satılıyor. Arazi değerleniyor. Ama bu ekonomik akışın şehir kalitesine aynı ölçüde yansıdığını göremiyoruz.
O zaman burada bir sorun var.
Para giriyor ama şehir rahatlamıyorsa,
yatırım var ama altyapı yetişmiyorsa,
büyüme var ama kalite düşüyorsa,
turizm var ama gelir tabana yayılmıyorsa,
inşaat var ama trafik kilitleniyorsa,
o zaman Alanya’nın büyüme modeli yeniden masaya yatırılmalıdır.
İşte Başkan Özçelik’in ve bundan sonra bu şehirde görev yapacak herkesin asıl bakması gereken yer burasıdır.
Alanya sadece bugünü kurtarmamalı.
Alanya 10 yıl sonrasını, 20 yıl sonrasını, 30 yıl sonrasını planlamalı.
Çünkü bugün yapılmayan her altyapı, yarının krizidir.
Bugün ertelenen her yol, yarının trafik çilesidir.
Bugün planlanmayan her turizm alanı, yarının gelir kaybıdır.
Bugün çözülemeyen her arıtma meselesi, yarının çevre felaketidir.
Bugün yok sayılan her şehir sorunu, yarın daha pahalıya çözülür.
Ben o yüzden bu ziyareti sadece bir nezaket ziyareti olarak görmüyorum.
Bu görüşme bana şunu gösterdi:
Alanya’da artık eski usul belediyecilik bitmek zorunda.
Günü kurtaran, kaz-boz yapan, parça parça düşünen, kurumları ayrı ayrı hareket ettiren, altyapıyı hafızasız bırakan dönem kapanmalı.
Yerine planlı, kayıtlı, koordineli, şeffaf, uzun vadeli, şehir aklına dayanan bir belediyecilik gelmeli.
Osman Tarık Özçelik bunu başarır mı?
Bunu zaman gösterecek.
Ama en azından bugün anlattığı çerçeve, bu yönde bir niyet olduğunu gösteriyor.
Ben gazeteciyim.
Ne kimsenin avukatıyım, ne kimsenin celladı.
Gördüğümü yazarım.
Duyduğumu tartarım.
Doğruya doğru derim.
Yanlışa yanlış derim.
Bugünkü görüşmeden sonra şunu yazıyorum:
Başkan ve ekibi çalışıyor.
Ama Alanya’nın beklediği şey sadece çalışmak değil, sonuç almaktır.
Çünkü bu şehir artık yoruldu.
Trafikten yoruldu.
Altyapı sorunlarından yoruldu.
Plansız büyümeden yoruldu.
Ucuz turizm algısından yoruldu.
Kirli siyasetten yoruldu.
Boş tartışmalardan yoruldu.
Alanya’nın kavgaya değil, akla ihtiyacı var.
Alanya’nın laf kalabalığına değil, plana ihtiyacı var.
Alanya’nın günlük siyasete değil, ortak vizyona ihtiyacı var.
Ve en önemlisi…
Alanya’nın kendisini gerçekten dert edinen insanlara ihtiyacı var.
Başkan Özçelik’in sohbet sırasında söylediği bir cümle vardı:
“Seçilsem de seçilmesem de ben bu şehri seviyorum. Bu şehirde doğdum, büyüdüm. Çocuklarımızın, torunlarımızın geleceği burada. Bu yüzden yapmak zorundayım.”
Bu cümle güzeldir.
Ama bu cümlenin değeri, sahada karşılığını bulursa büyür.
Çünkü Alanya artık sözden çok icraat istiyor.
Niyet güzel.
Ekip deneyimli.
Planlama iddiası önemli.
Beytülmal hassasiyeti değerli.
Altyapı haritası ciddi bir adım.
Kurumları bir araya getirmek doğru bir yöntem.
Ama bütün bunların sonunda vatandaş şunu soracak:
“Benim hayatım kolaylaştı mı?”
“Şehir güzelleşti mi?”
“Yollar düzeldi mi?”
“Trafik rahatladı mı?”
“Turizm güçlendi mi?”
“Alanya değer kazandı mı?”
İşte belediyeciliğin gerçek karnesi budur.
Son sözüm şu:
Alanya için çalışan herkese, emek veren belediye çalışanlarına, sahada ter döken işçisinden mühendisine kadar herkese Başkan Osman Tarık Özçelik nezdinde teşekkür ederim.
Ama teşekkür ederken de şunu unutmayalım:
Bu şehir büyük şehir gibi yük taşıyor ama hâlâ ilçe gibi imkânlarla boğuşuyor.
Bu şehir artık günübirlik siyasetle değil, büyük akılla yönetilmek zorunda.
Kapılar yüksek olabilir…
Ama Alanya’nın beklentisi o kapılardan daha yüksek.