☰
✕

Uğur Abi’nin Hikâyesi Bir Vergi Rakamına Sığmaz. Çadırdan 80 Milyonluk Vergi Rekoruna

Gazetecilikte 35 yılı geride bıraktım.

Bu meslek bana sadece haber yazmayı, insanların peşinden koşmayı, olayları takip etmeyi öğretmedi. Aynı zamanda bir şehrin yıllar içerisinde nasıl büyüdüğüne, kimlerin o büyümeye katkı sunduğuna ve kimlerin bu topraklara gerçekten emek verdiğine de şahitlik ettirdi.
Uğur Sipahioğlu’nu, bizim deyimimizle Uğur Abi’yi, gazeteciliğe ilk adım attığım 1990’lı yılların başından beri tanıyorum.
Aradan geçen bunca yıla rağmen değişmeyen bir şey var.
Abi-kardeş ilişkimiz, dostluğumuz ve karşılıklı güvenimiz.
Üstelik bu dostluk sadece eski günleri hatırlamakla da sınırlı değil. Bugün hâlâ ayda bir kez bir araya gelir, oturur, uzun uzun sohbet ederiz. Bazen Alanya’yı konuşuruz, bazen memleket meselelerini, bazen de gündelik hayatı…
Öyle saatlerce haber konuştuğumuz da olmaz.
Çayımızı, kahvemizi içer, biraz güler, biraz dertleşir, bazen de “Alanya nereye gidiyor?” diye kafa yorarız.
İşte benim Uğur Abi’yle ilişkim biraz da böyle.
O yüzden bugün onun hakkında yazarken sadece bir vergi rekortmeninden ya da başarılı bir iş insanından bahsetmiyorum.
Yıllardır tanıdığım, sohbet ettiğim, aynı şehrin havasını soluduğum bir abimden bahsediyorum.
Geçtiğimiz günlerde açıklanan vergi rekortmenleri listesinde Uğur Sipahioğlu’nun 80 milyon 635 bin TL’lik vergi tahakkukuyla Antalya ve Alanya açısından dikkat çeken bir başarıya imza atması da bu nedenle beni ayrıca gururlandırdı.
Ama mesele sadece o rakam değil.
Çünkü bazı rakamların arkasında yıllar vardır.
Emek vardır.
Alın teri vardır.
Risk vardır.
Ve en önemlisi, o rakamların oluşmasına katkı sağlayan binlerce insanın hikâyesi vardır.
ÇADIRDAN BUGÜNÜN LONICERA’SINA
Bugün Türkler ve İncekum denildiğinde çoğumuzun aklına büyük turizm tesisleri, oteller, ışıklar ve binlerce turist geliyor.
Fakat ben biraz daha geriye bakıyorum.
80’li yılların sonları ve sonrasında Fığla Koyu’nda başlayan o mütevazı turizm hikâyesine…
Bugün büyük bir turizm markasına dönüşen Lonicera’nın temelinde, o günlerin sınırlı imkânları içerisinde atılan adımlar var.
Uğur Abi’nin farkı da burada ortaya çıkıyor.
Elindekiyle yetinmeyen, önünü görmeye çalışan, çalışmaktan ve yatırım yapmaktan vazgeçmeyen bir anlayışla yıllar içerisinde bu yapıyı büyüttü.
Bugün geldiğimiz noktada ortaya sadece büyük bir turizm tesisi çıkmadı.
Aynı zamanda binlerce insan için bir ekmek kapısı oluştu.
Alanya’da turizm konuşulurken çoğu zaman gelen turist sayısını, yatak kapasitesini ve ekonomik büyüklüğü konuşuyoruz.
Ama işin bir de görünmeyen tarafı var.
O otellerde çalışan insanlar…
Çocuklarının okul masrafını o maaşla karşılayan aileler…
Evine o iş sayesinde ekmek götüren gençler…
Kısacası turizmin insan hayatına dokunan tarafı.
Bir yatırımın şehre yaptığı en önemli katkılardan biri de budur.
SADECE OTELCİLİK DEĞİL, İNSANA YATIRIM
Uğur Sipahioğlu’nun yıllardır dikkatimi çeken taraflarından biri de eğitime ve gençlere verdiği önem.
Turizm sektörünün en önemli sorunlarından biri olan nitelikli personel ihtiyacının çözümü için turizm meslek liseleriyle yapılan çalışmalar ve gençlere sağlanan staj, eğitim ve istihdam imkânları, aslında sektörün geleceğine yapılan yatırımlar.
Çünkü bir otel yalnızca binadan ibaret değildir.
Onu yaşatan insandır.
İyi yetişmiş personeldir.
Gençlerdir.
Mesleğini bilen, işini seven insanlardır.
Bu nedenle gençlerin sektörü daha okul yıllarında tanıması ve eğitimlerinin ardından iş hayatına daha güçlü başlaması önemli.
Uğur Abi’nin bu alandaki katkısını da bu açıdan değerlendirmek gerekir.
6 ŞUBAT’TA KAPILARINI DEPREMZEDELERE AÇTI
Sonra 6 Şubat…
Türkiye’nin hafızasına kazınan o büyük deprem felaketi.
Binlerce insanımızı kaybettik. Milyonlarca insanımızın hayatı değişti.
Böyle dönemler, insanların ve kurumların gerçek karakterini de ortaya çıkarır.
Uğur Sipahioğlu da deprem felaketinin ardından tesislerinin kapılarını depremzedelere açan isimlerden biri oldu. Lonicera’da 2 binden fazla depremzedenin uzun süre misafir edilmesi, o günlerde yapılan yardımların en somut örneklerinden biriydi.
Ben hayır işlerinin reklamının yapılmasını hiçbir zaman doğru bulmadım.
Çünkü bazı yardımların değeri, kaç kameranın önünde yapıldığıyla değil, kaç insanın hayatına dokunduğuyla ölçülür.
ALANYA VE ALANYASPOR DEDİĞİNİZDE…
Uğur Abi’yi anlatırken Alanyaspor’u da ayrı bir yere koymak gerekir.
Çünkü onun için Alanya sadece yatırım yaptığı bir yer değildir.
Burası yıllarını verdiği, büyüdüğü, kazandığı ve kazandığını yine bu şehirle paylaşmaya çalıştığı bir memlekettir.
Alanyaspor konusunda da yıllardır aynı hassasiyeti görmek mümkün.
Şehrin sporuna, eğitimine, sosyal hayatına ve ihtiyaç sahiplerine yapılan katkılar, çoğu zaman yüksek sesle anlatılmadan gerçekleşti.
Belki de bu yüzden Uğur Sipahioğlu’nu yalnızca “başarılı iş insanı” olarak tanımlamak eksik kalır.
BİZİM BİR DE CANLI YAYIN SÖZÜMÜZ VAR
Bu yazıyı okuyanlar belki “Hüseyin, Uğur Sipahioğlu’nu neden bu kadar yakından anlatıyor?” diye düşünebilir.
Cevabı basit.
Çünkü yıllardır tanıyorum.
Ayda bir kez bir araya gelip sohbet ediyoruz.
Onu sadece gazetelerde çıkan haberlerden değil, sohbetlerinden, hayata bakışından ve Alanya’ya ilişkin düşüncelerinden de tanıyorum.
Hatta önümüzdeki kış için Uğur Abi’yle bir canlı yayın programı yapma konusunda da sözleştik.
Bu kez masanın karşısında oturup sadece sohbet etmeyeceğiz.
Kameralar karşısında Alanya’yı, turizmi, geçmişi, bugünü ve geleceği konuşacağız.
Ben şimdiden merak ediyorum.
Çünkü bazı insanların hayat hikâyesini haberlerden okumak başka, kendi ağızlarından dinlemek başka.
Uğur Abi’nin anlatacak çok şeyi olduğuna eminim.
Bizim de soracak çok sorumuz var.
BUGÜN O RAKAMIN ARKASINDA BİR ÖMÜR VAR
Şimdi yeniden başa dönelim.
80 milyon 635 bin TL.
Bir vergi rekortmenleri listesinde gördüğümüzde hepimizin dikkatini çeken büyük bir rakam.
Ama ben o rakama sadece bir tablo üzerindeki sayı olarak bakmıyorum.
Ben o rakamın arkasında 1980’li yılların mütevazı şartlarını, yıllarca süren emeği, yatırımları, istihdamı, çalışanları ve Alanya’ya yapılan katkıları görüyorum.
35 yıllık gazetecilik hayatımda çok insan tanıdım.
Çok başarı hikâyesi dinledim.
Kimi yükseldi, kimi kayboldu.
Kimi kazandığını bu şehirle paylaştı, kimi ise arkasına bile bakmadı.
Uğur Sipahioğlu’nu farklı kılan şeylerden biri de bunca yılın ardından hâlâ aynı Uğur Abi olarak kalabilmesi.
Benim için asıl mesele de budur.
Bugün Antalya ve Alanya’nın vergi rekortmenleri arasında adını görmek elbette önemli.
Fakat benim açımdan bundan daha kıymetli olan, yıllar sonra dönüp baktığımda onun Alanya’ya bıraktığı izleri görebilmek.
Bir zamanlar mütevazı şartlarda başlayan bir girişimin bugün binlerce kişiye ekmek kapısı olması…
Gençlerin meslek edinmesine katkı sağlaması…
Zor zamanlarda insanların yanında olması…
Ve bütün bunların yıllar içerisinde gerçekleşmesi.
İşte başarı biraz da budur.
Uğur Abi’yi yıllardır tanıyan bir gazeteci olarak kendisini gönülden kutluyorum.
Bu başarıyı yalnızca bir vergi rekortmenliği olarak değil, yıllarca süren emeğin ve çalışmanın bir sonucu olarak görüyorum.
Alanya’nın yetiştirdiği değerlerin kıymetini bilmek gerekir.
Çünkü şehirleri sadece binalar, yollar ve oteller büyütmez.
O şehre inanan, yatırım yapan, insanına iş veren ve zor gününde yanında duran insanlar da büyütür.
Uğur Abi’nin hikâyesi de benim gözümde tam olarak böyle bir hikâyedir.
Daha nice güzel başarılara…
Daha nice gurur günlerine…
Yolun açık olsun Uğur Abi.
Kışın da o canlı yayında, bu kez biraz daha uzun konuşacağız.