Kablonun Başında İki Polis, Binlerce Vicdanın Nöbetindeydi
ALANYA’da bugün saatler 14.30’u gösterdiğinde, şehrin en kalabalık ve en hassas noktalarından biri olan Okul Caddesi, Lise, ortaokul ve ilkokul güzergâhının bulunduğu Bostancıpınarı Caddesi üzerinde yürekleri ağza getiren bir tehlike yaşandı.
Tam da okulların çıkış saatinde, yüzlerce öğrencinin geçtiği köşe başında, bir binanın balkonundan sarkan büyük bir elektrik kablosu, asfalt ile kaldırımın tam ortasına kadar düşerek adeta faciaya davetiye çıkardı.
Çocukların, öğrencilerin, velilerin ve vatandaşların kullandığı o geçiş noktasında yaşanan tehlike fark edilince, çevrede bulunan vatandaşlar hiç vakit kaybetmeden durumu polise bildirdi.
Ve sonra…
Oraya sadece bir ekip gelmedi.
Oraya devlet geldi.
Oraya şefkat geldi.
Oraya Türk Polisi’nin vicdanı geldi.
ÇOCUKLAR GEÇSİN DİYE KABLONUN BAŞINDA NÖBET TUTTULAR
İhbar üzerine kısa sürede olay yerine ulaşan polis ekipleri, ilk andan itibaren tehlikeyi kontrol altına almak için harekete geçti. Bölgeyi hemen güvenlik çemberine alan ekipler, çevreye duba yerleştirerek öğrencilerin ve vatandaşların kabloya yaklaşmasını engelledi. Ancak asıl dikkat çeken, asıl yürek burkan ve bir o kadar da gururlandıran detay bundan sonra yaşandı.
İki polis memuru, olay yerine çağrılan Akdeniz Elektrik Dağıtım A.Ş. (AEDAŞ) ekipleri gelene kadar, o tehlikeli kablonun başından bir an olsun ayrılmadı.
Evet…
Belki dışarıdan bakan biri için bu sadece “iki polis bekliyor” görüntüsüydü.
Ama gerçekte o karede olan şey çok daha büyüktü:
Onlar, yüzlerce öğrencinin evine sağ salim dönmesi için nöbet tutuyordu.
Bir çocuk yanlışlıkla yaklaşmasın diye…
Bir öğrenci koşarak geçerken kabloya temas etmesin diye…
Bir anne, bir baba akşam evladının yüzünü yine gülsün diye…
O iki polis, sessizce ve görev aşkıyla orada bekledi.
10 NİSAN ÖNCESİ GELEN EN ANLAMLI KARE
Türk Polis Teşkilatı’nın 181. kuruluş yıl dönümüne ve 10 Nisan Polis Haftası’na sayılı günler kala, Alanya’da çekilen bu görüntü aslında törenlerden, protokolden, resmi kutlamalardan çok daha fazlasını anlattı.
Çünkü polislik sadece suçluyu yakalamak değildir.
Polislik bazen bir çocuğun yolunu açmaktır.
Bazen bir annenin içini rahatlatmaktır.
Bazen de kimsenin fark etmediği bir tehlikenin başında, saatlerce sessizce beklemektir.
Bugün Alanya’da yaşanan tam da buydu.
O iki polis memuru, belki manşet olmak için değil, belki alkış almak için değil, belki isimleri bile bilinmeden sadece görevlerini yaptıkları için oradaydı.
Ama bazı görevler vardır ki…
Sadece görev değildir.
Vicdandır.
İnsaniyettir.
Devletin vatandaşına uzanan eli, evladına açılan şefkatli kalkanıdır.
İŞTE TÜRK POLİSİ, İŞTE ALANYA POLİSİ
Bugün Bostancıpınarı Caddesi’nde yaşanan bu olay, aslında tek bir cümleyle özetlenebilir:
“İşte Türk Polisi.”
Tehlike varken orada…
Çocuk varken orada…
Sorumluluk varken orada…
Polis de oradaydı.
Ne geri çekildi, ne “ekip gelsin de öyle bakalım” dedi, ne de “görev tamam” deyip uzaklaştı.
AEDAŞ ekipleri gelip kablo güvenli hale getirilene kadar, iki polis memuru o bölgenin görünmeyen kalkanı oldu.
Bugün belki bir facia yaşanmadı.
Belki bir çocuğun canı yanmadı.
Belki bir anne akşam gözyaşı dökmedi.
İşte tam da bu yüzden, o iki polis memurunun oradaki bekleyişi, sıradan bir nöbet değil; bir hayat nöbetiydi.
BU KAREYİ ÇEKEN İSİM DE AYRI BİR HİKÂYE TAŞIYOR
Bu anlamlı an, Manset Alanya Sahibi Gazeteci Hüseyin Kalaycı’nın objektiflerine yansıdı.
Ancak bu kareyi daha da anlamlı kılan çok özel bir detay var.
Hüseyin Kalaycı, aynı zamanda merhum polis memuru Musa Kalaycı’nın oğlu.
Belki de bu yüzden, bugün objektife yansıyan görüntü sadece iki polis memurunun nöbeti değil…
Bir mesleğin fedakârlığı,
Bir üniformanın ağırlığı,
Ve bir evladın, babasının taşıdığı kutsal görevi başka polislerin omzunda yeniden görmesiydi.
O karede sadece polisler yoktu…
Bir hatıra vardı.
Bir emanet vardı.
Bir gurur vardı.
Ve belki de en çok da şu duygu vardı:
“Babamın mesleği hâlâ aynı onurla taşınıyor…”
Bugün Alanya’da bir kablo yere düştü…
Ama aslında yere düşmeyen bir şey daha vardı:
Devletin şefkati.
Türk polisinin onuru.
Alanya polisinin vicdanı.
Helal olsun size…
Çocukların geçtiği yolda, tehlikenin başında sessizce duran o iki polis memuruna…
Ve her şey olup bittikten sonra bile arkasında sadece güven bırakan Türk Polisine…
İyi ki varsınız.