banner83
banner174
banner127

Elem kokan kadınlar


Didem Gültepe

Didem Gültepe

Okunma 08 Mart 2017, 09:46

Neşet Ertaş üstad söylemişti en güzelini: Kadınlar insandır, biz insanoğlu...
Önce bir kız çocuğuyuzdur, tek aşkımız babamızdır... Onun göz ağrısıyızdır... 
Sonra büyür bir adama aşık oluruz ama ilk aşkımız hep babamızdır... Cana can katar anne oluruz... 
Bütün hayatımızı çocuklarımıza adarız. Ne yüce gönüllü ne fedakardır kadınlar, kadın olmak anne olmak kutsal bir misyondur, doğuştan yüklenmiştir bize.
Hüzün kokar, bahar kokar kadınlar, iri siyah gözlü kadınlar, saçları ipek kadınlar, narin elli ince parmaklı kadınlar, kendi açken önce çocuğunu doyuran kadınlar, kocası uyumadan kendisi uyumayan kadınlar, Allah'ın emaneti kadınlar..
Mevlana Celaleddin Rumi'nin eşiyle olan bir muhabbeti: Hanımı Mevlana'ya sorar yaradanı seviyorsun hamdolsun peki beni ne kadar seviyorsun...
Mevlana: Sen benim yaradandan ötürü yaradılanı sevişim, bir adım gelene on adım gidişim ve herkesi olduğu gibi kabul edişimsin...
Sen benim bugünüme şükür yarınıma dua edişimsin, azla yetişinim çoğa göz dikmeyişim, kapanmayan avuç içimsin...
Ne güzel adamlar var değil mi? Seven, özleyen, aldatmayan, ağlatmayan, hiç terk etmeyen ve bir de kadınlar var böylesi adamlara hiç denk gelmeyen...
Bilinçaltımdaki daimi yeri olan bir hikayeyi paylaşmak isterim. Birgün iki sofi bir köyden kendi köylerine doğru yürüyorlar fakat iki köyü ayıran bir dereyi geçmeleri gerekiyor.
Dereye yaklaştıklarında bir kadıncağız görüyorlar... 
Yanına gidip neyi beklediğini soruyorlar... Kadıncağız yağan yağmurla birlikte yükselen dereden geçememiş, yüzme de bilmediği için akıntıya kapılmaktan korkmuş yardım bekliyor.
Sofilerden biri haline acıyıp "gel bacım seni sırtıma alayım bizimle geç dereyi birazdan hava kararacak bekleme burada" der.
Paçalarını sıvarlar kimi yerde yüzerek kimi yerde yürüyerek dereyi geçerler. 
Sırtından indirir kadını kadıncağız büyük bir mahcubiyetle defalarca kez teşekkür ederek uzaklaşır. Sofiler de yollarına koyulurlar.
Yalnız birinin suratı düşmüştür ve en sonunda dayanamaz arkadaşına: "zat-ı muhterem bir şey diyeceğim fakat kızma. Sen o kadını sırtına almakla hiç iyi etmedin" der. 
Adam sorar neden? Kadın haramdır sen harama dokundun. 
Muhterem adam "olur mu hiç öyle şey, niyetim kötü değildi, tam tersi yalnız bir kadına yardım ettim" der.
Aradan dakikalar geçer, arkadaşı sofiye yine aynı şeyi söyler.
"Benim içim hiç rahat değil yanlış yaptın günah işledin" der.
Muhterem susar sesini çıkarmaz yollarına devam ederler.
Aradan biraz daha zaman geçer, arkadaşı söylenir yine: "bir mübareğe sormak lazım günah mıdır değil midir ama yine de sana yakışmadı keşke orada bıraksaydık kadını kocası gelir alırdı zaten" der. 
Zat-ı muhterem en sonunda dayanamaz ve şu cevabı verir. "Bak dereyi geçeli dakikalar oldu. Ben o yükü sırtımdan indirdim günahsa eğer benim boynuma, hadi sen de yük etme kendine".
İndirin yüklerinizi, burası dünya burada her şey yarım kalır..
Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.