banner83
banner174
banner127

Sıcaklık uyarısı!


Çiğdem Hanazay

Çiğdem Hanazay

Okunma 07 Haziran 2017, 15:04

İklim değişikliği ve çevresel etkiler birçok hastalığın oluşmasına veya mevcut hastalıkları kötüleşmesine sebep olmaktadır. Kötüleşmenin en belirgin olduğu hastalık gurupları ise Kardiyovasküler hastalıklar dediğimiz Kalp ve Akciğer hastalıklarıdır. Çok sayıda epidemiyolojik çalışma ısı stresinin (yüksek sıcaklığın) kronik akciğer hastalığı olanlarda negatif etikleri olduğunu ve sonuç olarak hastane başvurularının ve ölüm oranlarının arttırdığını göstermiştir. Adaptasyon kabiliyetlerinin az olması nedeniyle özellikle 75 yaş üzeri kadınlar en çok etkilenen grup olduğu saptanmıştır. Örneğin 12 Avrupa ülkesini içeren bir çalışmada görülmüş ki özellikle yaşlı hastalarda solunumsal problemler nedeniyle hastane başvurularında artış saptanmış ve bu hastalıklar içerisinde de KOAH’lı hastalarda en fazla başvuru saptanmıştır. Ve Avrupa’nın  Akdeniz kıyısındaki ülkelerde, yaşayan halkın sıcaklıklara alışık olmalarına rağmen sıcaklığın bu ülkelerde de hastane başvuruları ve ölümleri arttırdığı görülmüş.
SICAKLIK ARTIŞININ AKCİĞERLERİ
Sıcaklık artışının akciğerleri kötüleştirmesinin nedeni tam olarak anlaşılamamakla birlikte bazı mekanizmalar ortaya konulmuştur.  Patofizyolojik olarak, sıcaklık artışı ve çevre kirliliği birlikteliği bronşial mukozada (hava yollarında) enflamasyona (iltahaba) yola açar ve bronkokonstrüksiyon (hava yollarının daralması) eşiğini düşürür. Sıcak hava ile birlikte sıvı kaybının varlığı da perfüzyon ve ventilasyondaki (kanlanmayı azaltarak) değişikliklere katkıda bulunur.
İNSAN SAĞLIĞI ÜZERİNE ETKİLERİ VARDIR
İklim değişikliğinin direk etkileri dışında fiziksel ve biyolojik etkilerle dolaylı olarak  da insan sağlığı üzerine etkileri vardır. İklim değişikliğinin polen ve küf sporları gibi aeroallerjenler üzerindeki etkileri yoluyla, Astım ve alerjik rinit  gibi allerjik solunum yolu hastalıkları üzerindeki etkileri iklim değişikliğinin halk sağlığı üzerindeki en büyük dolaylı etkilerinden biri olarak ortaya çıkmaktadır.
Birçok klinik önemi olan alerjen kaynağı olan bitkiler, sadece sıcaklık, yağış ve diğer iklim değişkenlerindeki değişime tepki değil, aynı zamanda CO2 'de (karbondioksit) meydana gelen değişikliklerin de sonucu olarak iklim değişikliklerine hassastır. Bnun sonucunda polen üretimi, atmosferik polen konsantrasyonu, polen sezonu , polenin allerji yapma etkisi,ve polen dağılımı etkilenir. 
BAZI POLENLERİN ALERJİYE
Yapılan bazı çalışmalar sonrasında iklim değişikliğinin atmosferde değişikliğe ve sıcaklık artışına neden olarak polen transportunun (taşınmasının) ve bazı polenlerin alerjiye neden olma potansiyelinin artmasına neden olduğu saptanmış. Bunlara bağlı olarak da astım semptomlarına bağlı acil başvurularında artış ve alerjik rinit semptomlarında kötüleşme beklenmektedir.  
Yüksek ısı ve nem çeşitli virüslerin aeresoller ( tozlar, tuz kristalleri, ufak volkanik parçalar, tanecikler, kum taneleri ve diğer damlacıklardır) içindeki yaşam sürelerini de arttırmaktadır. Böylelikle influenza ve rhinovirüs gibi pek çok solunum yolu virüsünün sebep olduğu hastalık yaygınlığı ve şiddetinde bir artış beklenmektedir
ÖNERİLER TEDBİRLER
Solunum sistemi hastalıklarını etkileyen çevresel faktörlerin etkilerini azaltmak için ne yapabiliriz? 
Önerilen tedbirler şunlardır: 
1) Çevre kirliliğine neden olmayan enerji kaynaklarına erişimi teşvik eden politikaları teşvik etmek; 
2) kasabalarda özel trafiğin azaltılması ve toplu taşımacılığın geliştirilmesi; 
3) fosil yakıtların kullanımının azaltılması ve araç emisyonlarının kontrol edilmesi; 
4) Şehirlerde alerjik olmayan ağaçlar dikmek ve bu bağlamda, yüksek alerjenik türlerden kaçınmak için önerilen yeni ağaçlandırma alerji uzmanları tarafından değerlendirilmelidir.
 
Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.