İYİ Parti İlçe Başkan Yardımcısı Muharrem Kaya, Ağustos 2026 enflasyon verilerinin açıklanmasının ardından Türkiye’de vatandaşların yaşadığı ekonomik sıkıntılara ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Milyonlarca emekli, asgari ücretli ve sosyal yardımlarla geçinmeye çalışan vatandaşın ekonomik tablosunu değerlendiren Kaya, enflasyon rakamlarının özellikle sabit gelirli kesim açısından endişe verici olduğunu söyledi.

Kaya’nın aktardığı TÜİK verilerine göre Ağustos 2026’da aylık enflasyon yüzde 1,84, sekiz aylık enflasyon ise yüzde 31,51 olarak gerçekleşti. Kaya, bu rakamların hükümetin yıl başında ortaya koyduğu enflasyon hedefleri açısından da dikkat çekici olduğunu belirtti.

“Hedeflenen rakam daha yıl bitmeden aşıldı”

Kaya, hükümet tarafından öngörülen yıllık enflasyon hedefinin daha yılın ilk sekiz ayında önemli ölçüde aşıldığını savunarak, ekonomik programın ve enflasyon tahminlerinin vatandaşın günlük yaşamındaki gerçeklerle örtüşmediğini ifade etti.

Kaya ayrıca Enflasyon Araştırma Grubu’nun (ENAG) verilerine de dikkat çekti. Buna göre ENAG’ın Ağustos 2026 hesaplamasında aylık enflasyon yüzde 2,24, yıllık enflasyon ise yüzde 49,03 olarak açıklandı.

Alanya Cikcilli’nin ilk ve son belediye başkanı Kerim Ertekin hayatını kaybetti
Alanya Cikcilli’nin ilk ve son belediye başkanı Kerim Ertekin hayatını kaybetti
İçeriği Görüntüle

İstanbul Ticaret Odası’nın (İTO) verilerini de değerlendiren Kaya, Ağustos ayında aylık enflasyonun yüzde 1,66, yıllık enflasyonun ise yüzde 34,96 olarak hesaplandığını belirtti.

Kaya, farklı kurumların açıkladığı rakamlar arasındaki farkın vatandaşın yaşadığı hayat pahalılığı tartışmasını daha da önemli hale getirdiğini söyledi.

“Açlık sınırı 60 bin liraya dayanmış durumda”

Konuşmasının önemli bölümünü açlık ve yoksulluk sınırına ayıran Kaya, resmi hesaplamaların vatandaşın gerçek yaşam maliyetini tam olarak yansıtmadığını savundu.

Kaya’nın aktardığı hesaplamalara göre dört kişilik bir ailenin aylık gıda harcamasını ifade eden açlık sınırı 37 bin 388 lira, temel ihtiyaçların tamamını kapsayan yoksulluk sınırı ise 121 bin 786 lira seviyesinde bulunuyor.

Bekâr bir çalışanın aylık yaşam maliyetinin ise 48 bin 305 liraya yükseldiğini belirten Kaya, özellikle gıda fiyatlarındaki artışın düşük ve sabit gelirli vatandaşları ciddi biçimde zorladığını dile getirdi.

Kaya, kendi değerlendirmesinde ise gerçek yaşam maliyetinin resmi rakamların çok üzerinde olduğunu savunarak, “Gerçek açlık sınırı çoktan 60 bin lirayı aştı” görüşünü dile getirdi.

“Kırmızı et artık birçok aile için rüya”

Vatandaşın geçim sıkıntısını yalnızca istatistiklerle değil, günlük hayat üzerinden değerlendirmek gerektiğini belirten Kaya, market ve pazar alışverişlerindeki değişime dikkat çekti.

Kaya, vatandaşların artık aynı ürünleri geçmişteki miktarlarda alamadığını belirterek, kırmızı et ve kaliteli protein kaynaklarının birçok aile için ulaşılması zor ürünlere dönüştüğünü savundu.

Sucuk, pastırma, eski kaşar ve kavurma gibi ürünlerin de birçok ailenin alışveriş listesinden çıktığını ifade eden Kaya, “Fiyatlar cep yakmanın da ötesine geçmiş durumda” değerlendirmesinde bulundu.

Kaya’ya göre vatandaş artık marka veya ürün karşılaştırmasından çok, bütçesine hangi ürünün sığabileceğini hesaplıyor.

Kira artışları da bütçeyi zorluyor

Kaya, kira giderlerinin de hane bütçeleri üzerindeki baskıyı artırdığını belirterek, konut maliyetlerinin yoksulluk sınırındaki yükselişin önemli nedenlerinden biri olduğunu söyledi.

Kira, elektrik, doğalgaz, ulaşım, eğitim ve sağlık gibi zorunlu giderlerin vatandaşın gelirinden giderek daha büyük bir pay aldığını ifade eden Kaya, özellikle dar gelirli ve sabit gelirli vatandaşların temel ihtiyaçlarını karşılamakta zorlandığını savundu.

“Maaşlar ay ortasına gelmeden bitiyor”

Türkiye’de çalışanların önemli bölümünün ay sonunu getirmekte zorlandığını belirten Kaya, hayat pahalılığının günlük yaşam üzerindeki etkisinin her geçen gün daha fazla hissedildiğini söyledi.

Kaya, “İnsanlar zorlu bir dönemden geçmeye devam ediyor. Hayat pahalılığı her gün artıyor, yaşam koşulları zorlaşıyor. Çalışanlar ay sonunu getiremiyor” ifadelerini kullandı.

Vatandaşın market arabasını ve pazar çantasını doldurmasının giderek zorlaştığını belirten Kaya, birçok ailenin ayın ortasında gelirini tükettiğini ve sonraki aya borçla girdiğini savundu.

“Ücretlerin alım gücü korunmalı”

Kaya, mevcut ekonomik tabloda yalnızca enflasyon oranlarının açıklanmasının yeterli olmadığını, asıl meselenin vatandaşın gelirinin temel ihtiyaçlar karşısındaki durumunun değerlendirilmesi olduğunu söyledi.

Özellikle asgari ücretliler ve emeklilerin alım gücünün korunması gerektiğini ifade eden Kaya, ücret artışlarının hayat pahalılığının gerisinde kalmasının milyonlarca vatandaş açısından ciddi bir geçim sorununa dönüştüğünü savundu.

Kaya, yıllarca prim ödeyerek emeklilik hakkı kazanan vatandaşların emeklilik döneminde ekonomik açıdan zor durumda bırakılmaması gerektiğini belirterek, emekli ve çalışanlara yönelik yeni bir gelir düzenlemesine ihtiyaç olduğunu söyledi.

“İlave refah payı ve zam zorunlu hale geldi”

Açıklamasının sonunda hükümete çağrıda bulunan Muharrem Kaya, asgari ücretliler ve emekliler başta olmak üzere dar gelirli kesimlerin desteklenmesi gerektiğini savundu.

Kaya, “Artık vatandaş için bıçak kemiği çoktan geçti” diyerek, çalışanların ve emeklilerin gelir kaybını telafi edecek ilave refah payı ve ek zam yapılmasının zorunlu hale geldiğini ifade etti.

Kaya ayrıca vatandaşların yaşanan ekonomik tabloyu değerlendirmesi gerektiğini belirterek, açıklamasının sonunda siyasi bir çağrıda da bulundu.

Türkiye’de 2026 yılının milyonlarca vatandaş açısından ekonomik anlamda zor geçtiğini savunan Kaya, özellikle sabit gelirli kesimlerin alım gücündeki kaybın giderilmesi gerektiğini söyledi.

Kaya’nın açıklamasında öne çıkan temel mesaj ise şu oldu: Resmi enflasyon rakamları ne olursa olsun, vatandaşın asıl ölçüsü markette, pazarda, kirada ve faturada karşılaştığı fiyatlar.