Türkiye genelinde afet anlarında hızlı müdahalesiyle bilinen Kızılay’ın Alanya’daki şubesinin, sel felaketi sırasında kamuoyuna yansıyan belirgin bir saha organizasyonu göstermemesi eleştirilere neden oldu. Sosyal medyada ve yerel çevrelerde “Kızılay nerede?” sorusu sıkça dile getirildi.
Eleştirilerin odağında ise Şube Başkanı Doç. Dr. Mehmet Dikici var.
Dikici’nin kısa süre önce gazetecilik üzerine kaleme aldığı ve mesleğin nasıl yapılması gerektiğine dair değerlendirmeler içeren köşe yazısı, sel sonrası yaşanan tartışmalarla birlikte yeniden gündeme geldi. Bazı vatandaşlar ve yerel yorumcular, “Gazetecilere etik dersi vermek yerine afet günlerinde sahada olmak daha öncelikli değil mi?” sorusunu yöneltiyor.
Afet anları kurumların en görünür olması gereken zamanlardır. Vatandaş sıcak çorba, destek noktası, koordinasyon ve moral bekler. Kızılay gibi köklü bir kurumdan beklenti de tam olarak budur.
Şu ana kadar Kızılay Alanya Şubesi’nden sel sürecine ilişkin kapsamlı bir faaliyet raporu ya da detaylı kamuoyu bilgilendirmesi yapılmış değil. Kaç haneye ulaşıldı? Hangi yardımlar sağlandı? Hangi ekipler görev aldı? Bu soruların yanıtı kamuoyu tarafından merak ediliyor.
Alanya’da yükselen ses net:
“Gazeteciliği tarif etmek kolay.
Zor olan, afet gününde sahada olmaktır.”
Gözler şimdi Kızılay Alanya Şubesi yönetiminde. Kamuoyu, eleştirilere yazıyla değil, somut çalışmalarla cevap verilmesini bekliyor.
5 Kritik Soru: Kızılay Başkanı Mehmet Dikici Bu Sorulara Cevap Verecek mi?
Alanya 12-13 Şubat’ta ağır bir sınav verdi. Dim Çayı taştı, Oba Çayı çevresinde su baskınları yaşandı. Küçükhasbahçe ve Büyükhasbahçe mahallelerinde evler zarar gördü, esnaf günlerce temizlik yaptı, vatandaş mağdur oldu.
Kaymakamlık, belediye ve AFAD ekipleri sahadaydı. Peki afet denildiğinde ilk akla gelen kurumlardan biri olan Türk Kızılayı Alanya Şubesi ne yaptı?
Kamuoyu şimdi Şube Başkanı Doç. Dr. Mehmet Dikici’ye şu 5 sorunun yanıtını bekliyor:
1- Selin ilk saatlerinde kriz masası kuruldu mu?
Yağışın etkili olduğu saatlerde Kızılay Alanya Şubesi bünyesinde bir acil durum koordinasyonu oluşturuldu mu? Oluşturulduysa hangi ekipler görevlendirildi?
2- Kaç haneye ulaşıldı?
Selden etkilenen mahallelerde kaç aileye ayni ya da nakdi yardım sağlandı? Resmi rakamlar neden kamuoyuyla paylaşılmadı?
3- Sahada kaç gönüllü görev aldı?
Kızılay’ın en güçlü tarafı gönüllü ağıdır. Bu afet sürecinde kaç gönüllü aktif görev yaptı?
4- Mobil ikram veya destek noktası kuruldu mu?
Sıcak çorba, içecek, battaniye veya psikososyal destek gibi hizmetler verildi mi? Verildiyse hangi bölgelerde?
5- Neden kamuoyuna şeffaf bir bilgilendirme yapılmadı?
Afet üzerinden günler geçmesine rağmen detaylı bir faaliyet açıklaması neden paylaşılmadı?
Son günlerde gazetecilik üzerine kaleme aldığı yazıyla gündeme gelen Şube Başkanı Dikici’nin, kamu adına sorulan bu sorulara da aynı açıklıkla yanıt vermesi bekleniyor.
Afet zamanları kurumların vitrin zamanı değil, sınav zamanıdır.
Toplumun beklentisi polemik değil, somut faaliyettir.
Alanya şunu merak ediyor:
Kızılay bu felakette gerçekten sahada mıydı, yoksa sadece ismi mi vardı?
Şimdi söz, Kızılay Alanya Şubesi yönetiminde.




