İki bölümdür Ak Parti Alanya İlçe Başkanı Mehmet Şarani Tavlı’nın güçlü taraflarını yazdık.
Atamayla geldiğini, sonra kongrede Sabri Tos’u geçerek delegeden de onay aldığını anlattık. Ankara temaslarını, kaymakamla, STK’larla, oda başkanlarıyla kurduğu hattı da ortaya koyduk. Şimdi gelelim işin en zor ama en gerçek tarafına:
Sandık.
Çünkü siyasette herkes konuşur…
Ama son sözü hep sandık söyler.
Alanya’da 31 Mart 2024 yerel seçimi, AK Parti’nin tek başına girdiği bir seçim değildi. Bu seçim, açık biçimde Cumhur İttifakı seçimiydi. Aday MHP’den Adem Murat Yücel’di. Karşısında CHP adayı Osman Tarık Özçelik vardı. Ve sonuçta Alanya Belediye Başkanlığı’nı Özçelik kazandı. Özçelik 79.893 oyla yüzde 45,49, Yücel ise 68.187 oyla yüzde 38,82 aldı. Aradaki fark da küçümsenecek bir fark değildi.
Burada gerçeği eğip bükmeye gerek yok.
Bu sonuç sadece MHP’nin kaybı değildir.
Sadece Adem Murat Yücel’in kişisel yenilgisi de değildir.
Ve elbette sadece Mehmet Şarani Tavlı’nın hanesine yazılacak bir tablo da değildir.
Ama şunu söylemekten de kimse kaçamaz:
AK Parti Alanya İlçe Başkanı olarak Tavlı, bu sonucun tamamen dışında değildir.
Neden değildir?
Çünkü Cumhur İttifakı’nın Alanya’daki seçim çalışmasında Tavlı sahadaydı. Ocak 2024’te Cumhur İttifakı buluşmalarında Adem Murat Yücel ve MHP İlçe Başkanı Mustafa Sünbül ile birlikte sık sık sahada birlikte çalıştı. Tavlı bir yandan da Antalya Büyükşehir Belediye Başkan adayları Hakan Tütüncü'nün Alanya'daki organizasyonlarını yaptı. Yani ikiye bölündü. Yine 26 Ocak 2024’te AK Parti mahalle başkanlarıyla yapılan toplantıda Tavlı, Yücel’e tam destek açıklaması yaptı; “Cumhur İttifakı Alanya Belediye Başkan Adayımız Sayın Adem Murat Yücel oldu” diyerek seçime ortak sahiplik koydu. Seçim sürecinde “sandıklara sahip çıkalım” çağrısı yaptı, mahalle teşkilatlarıyla yürüdü, Yücel’in programlarında yer aldı. Yani Tavlı bu sürecin kenarında değil, tam ortasındaydı.
O yüzden burada dürüst bir cümle kurmak gerekiyor:
Zafer ortaksa, yenilgi de ortaktır.
Cumhur İttifakı seçimi kazanmış olsaydı, ortaya çıkıp “Bu başarıda AK Parti teşkilatının, ilçe başkanının, sahadaki çalışmanın büyük payı var” denilecekti. O halde kaybedilmiş bir seçimde de “Bu iş tamamen başkasının sorumluluğudur” demek samimi olmaz. Siyaset, iyi günde fotoğrafa girip kötü günde kadrajdan çıkma sanatı değildir.
Peki Alanya’da neden kaybedildi?
İşte asıl mesele burada başlıyor.
Birincisi, Alanya’da seçmen sadece aday ismine değil, genel havaya da oy verdi. Türkiye genelindeki ekonomik sıkışma, hayat pahalılığı, geçim derdi ve vatandaşın cebindeki daralma yerel seçime de yansıdı. Bu sadece Alanya’ya özgü bir tablo değildi ama Alanya’da da hissedildi. Bu yüzden yerel seçim sonucu okunurken, sadece aday performansına değil, ülke iklimine de bakmak gerekiyor. Buradaki “ekonomik iklim” değerlendirmesi, seçim dönemi Türkiye genelinde yaygın biçimde tartışılan bir bağlam üzerinden yapılan gazetecilik çıkarımıdır; doğrudan tek bir yerel kaynağın iddiası değildir.
İkincisi, Alanya’da Cumhur İttifakı seçim boyunca sahada güçlü bir görüntü verse de, bu görüntü sandığa aynı güçle yansımadı. Mart 2024’te yapılan haberlerde Yücel’in Mahmutlar’da binlerce kişinin katıldığı iftar programları, merkez ve kırsalda yoğun halk buluşmaları, son hafta coşkulu miting görüntüleri öne çıktı. Seçime saatler kala “rekor oy”, “tarihi fark”, “zafere yürüyoruz” dili kullanıldı. Yani kampanya söylemi son derece iddialıydı. Fakat sandık sonucu bu iddiayı doğrulamadı. Bu da şunu gösteriyor: Kalabalık her zaman oy demek değildir, coşku her zaman zafer getirmez.
Üçüncüsü, ittifak modeli her zaman matematik kadar kolay işlemiyor. Kâğıt üzerinde AK Parti ile MHP yan yana durduğunda güçlü bir blok gibi görünürsünüz. Ama sahada seçmenin her zaman aynı psikolojiyle hareket ettiğini varsayamazsınız. Bir partinin teşkilat enerjisi ile diğer partinin aday yükü her zaman aynı uyumu üretmeyebilir. İşte Alanya’da biraz da bu yaşandı. Cumhur İttifakı vardı, evet. Ortak aday vardı, evet. Ortak söylem vardı, evet. Ama seçmen nezdinde bu birliktelik, sandıkta beklenen sinerjiyi üretmedi. Bu, mevcut kaynakların birlikte düşündürttüğü analitik bir değerlendirmedir.
Dördüncüsü, yerel seçimin bir de “yorgunluk” tarafı vardı. Adem Murat Yücel üçüncü dönem için seçime girdi. Yerel siyasette uzun süre aynı isimle yola devam etmenin avantajı vardır; tecrübe üretir, tanınırlık sağlar. Ama dezavantajı da vardır; değişim duygusunu karşı tarafta büyütür. CHP adayı Osman Tarık Özçelik’in kazandığı seçim biraz da bu değişim talebinin sandığa yansıması olarak okunabilir. Bu yorum, adayların konumu ve seçim sonucu arasındaki ilişkiye dair gazetecilik analizidir.
Peki Tavlı bu tablonun neresinde?
Tam şurada:
Mehmet Şarani Tavlı, seçim döneminde Cumhur İttifakı’nın Alanya’daki AK Parti yüzüydü. Hem teşkilat moralini diri tutmaya çalıştı, hem de Yücel’in kampanyasına siyasi destek verdi. Ama sandık sonucu gösterdi ki, teşkilatı ayakta tutmak başka, seçmeni ikna etmek başka şeydir.
İlçe başkanı dediğiniz kişi sadece parti binasının anahtarını taşımaz.
Mahalle başkanlarını toplar, sandık organizasyonunu kurar, saha dilini belirler, ittifak tabanındaki motivasyonu yükseltir, küskünleri toplar, kararsız seçmene yön verir. Bunların hepsi ilçe başkanlığının doğal görev alanıdır. O yüzden Tavlı’yı seçim sonucundan tümüyle bağımsız göstermek ne kadar yanlışsa, bütün faturayı ona kesmek de o kadar yanlıştır.
Bence burada yazılması gereken en net cümle şudur:
Bu seçim, Tavlı’nın kişisel hezimeti değil; ama siyasi karnesine düşen ciddi bir nottur.
Çünkü seçim sonrası Tavlı’nın verdiği ilk mesaj da aslında bu gerçeği dolaylı biçimde kabul eden bir tondaydı. Sandıktan çıkan sonuca saygı duyduklarını söyledi ve “büyük ve güçlü Türkiye anlayışıyla gece gündüz çalışacağız” mesajı verdi. Bu, yenilgiyi reddeden değil, sonucu kabullenen bir açıklamaydı. Ama kabul etmek başka, o sonucun sebeplerini gerçekten doğru okumak başka bir şeydir.
Burada bir başka mesele de Tavlı’nın siyasi üslubu.
Mehmet Şarani Tavlı’nın son iki yılda dikkat çeken taraflarından biri, zaman zaman oldukça sertleşen açıklamaları oldu. Özellikle Antalya Büyükşehir Belediyesi yönetimindeki ASAT konusunda “Alanya kamuoyunu tatmin etmekten uzak”, “kamuoyunun aklıyla alay edildiğini göstermektedir” şeklindeki çıkışı; sel felaketi sonrasında altyapı ve belediyelerin hazırlıksızlığını hedef alan sözleri; çevreyolu açılışı gecikince “Bu soru Karayollarına değil, Alanya Belediyesi’ne sorulsun” demesi onun mücadeleci ve yüksek tondan siyaset yapan tarafını gösterdi.
Bu dilin avantajı var mı? Var.
Kendi tabanını konsolide eder.
“Başkan susmuyor, mücadele ediyor” algısı üretir.
Ama riski de var.
Alanya gibi dengeleri hassas, turizmle yaşayan, yatırım ve uyum diline ihtiyaç duyan bir şehirde bazen fazla sert ton, çözüm iradesinin önüne geçebilir. Vatandaş bir yere kadar kavgayı sever, ama en sonunda dönüp şunu sorar:
“Tamam, söyledin… Peki sonuç ne oldu?”
İşte Tavlı’nın önündeki asıl sınav burada başlıyor.
Çünkü bugün sokakta kurulabilecek en yalın cümle şu olabilir: “Tavlı çalışıyor ama bu çalışma ne kadar görünür sonuca dönüşüyor?”
Bu soru haksız bir soru değildir.
Zira iki yılın sonunda ortada Ankara temasları var, kurumlarla kurulan ilişkiler var, afetlerde görünürlük var, sağlık ve ulaşıma dair dosyalar var. Ama bir yandan da hâlâ konuşulan altyapı sorunları var, trafik var, afet kırılganlığı var, çevreyolu tartışması var, belediye-merkez gerilimi var. Dolayısıyla seçmenin gözünde bilanço tek renk değil; hem artı hem eksi barındırıyor.
Ve ben burada yine dönüp başa geliyorum:
Dostluk başka, siyaset başka.
Mehmet Şarani Tavlı benim çocukluk arkadaşın olabilir; bu, değerlendirmeyi yumuşatmayı değil, tam tersine daha dürüst yapmayı gerektirir. Çünkü dost acı söyler. Tavlı’nın bu iki yılda boş durmadığını inkâr etmek haksızlık olur. Ama seçim gerçeğini, ittifakın Alanya’da kaybettiğini, sahadaki iddianın sandıkta karşılık bulmadığını görmezden gelmek de gazetecilik olmaz.
Sonuç olarak bu üçüncü bölümün özeti şudur:
Tavlı, seçim sürecinde sahadaydı.
İttifakın parçasıydı.
Kampanyanın içindeydi.
Dolayısıyla sonuçtan tümüyle ayrı düşünülemez.
Ama aynı zamanda bu yenilginin tek sahibi de değildir.
Doğru cümle şudur:
Cumhur İttifakı Alanya’da kaybetti; bu yenilgi ortak bir siyasi sonuçtur. Mehmet Şarani Tavlı da bu sonucun içinde pay sahibi olan isimlerden biridir.
Ve siyasette bazen bir seçimin size anlattığı şey, on mitingin anlatmadığından daha fazladır.
Yarın ki yazı ve son yazı:
Son Söz: Tavlı’nın Karnesi — Artılar, Eksiler ve Gerçek Sınav