Bazı cümleler vardır; insanın içine yerleşir, orada kalır.
“Bugün biz varız… yarın gençler var.”
Bu, bir temenni değil; bir emanettir.

Alanya’da bu emaneti 36 yıldır omuzlayan bir isim var: Nurcan Okan.
Yaşına bakmadan, yorgunluğa aldırmadan… Her sabah aynı soruyla uyanan bir eğitim gönüllüsü: “Bugün kime dokunabiliriz?”

Bu yıl ilk kez düzenlenen AKYD Yeni Yıl Festivali, bir etkinlikten fazlasıydı. Bir niyet beyanı, bir gelecek sözüydü. Ve o söz, Alanya tarafından sahiplenildi.

Zeoa-29

Bu sahiplenmenin en güçlü göstergelerinden biri, Alanya Belediye Başkanı Osman Tarık Özçelik’in verdiği Yaşam Boyu Topluma Hizmet Ödülü oldu. Bir plaket… ama aslında bir plaket değil; bu kentin Nurcan Okan’a yazdığı teşekkür mektubuydu. “Gördük, biliyoruz ve yanındayız” demenin resmî hâliydi.

Zeoa-30

Elbette bu yol tek başına yürünmedi. Bu yürüyüşün arkasında canla başla çalışan bir yönetim vardı.
İsim isim yazmak boynumuzun borcu:
Nursel Ağaoğlu, Şevkiye Sipahioğlu, Gülser Sarıkadıoğlu Türemiş, Seda Cantez Doğan, Mükerrem Babaoğlu, Ülfet Uğurlu…
Bu isimler, vitrinde görünmek için değil; işi yürütmek için sahadaydı. Kimse “ben” demedi, herkes “biz” dedi.

Ve o sahada bir de azim vardı.
Stant açanların yüzlerine bakın…
Her biri, elindeki üründen bir fazla satabilmek için didindi. Çünkü o bir ürün, bir kalemdi; o kalem bir defterdi; o defter bir gelecekti. Satış yaparken pazarlık değil, ikna vardı; ikna değil, yürek vardı. “Bir tane daha alır mısınız?” derken, aslında “Bir gence daha destek olur musunuz?” deniliyordu.

Sonuç mu?
150 üniversite öğrencisi burs alacak.
Bu bir sayı değil. Bu, “okulu bırakmayacağım” diyen 150 ayrı cümle. Bu, “anne merak etme” diyen 150 ayrı ses. Bu, “ben de başarabilirim” diyen 150 ayrı umut.

Ben Hüseyin Kalaycı olarak, 35 yılı aşan gazetecilik hayatımda çok dernek haberi yaptım. Ama bu yıl gördüğüm tablo fevkaladeydi. Eksik aradım, bulamadım; samimiyet aradım, her yerdeydi.
Manşet Alanya olarak bu işte “el”imizi değil, gövdemizi koyduk taşın altına. Çünkü eğitime destek bir haber konusu değil; bir duruştur.

Nurcan Okan’ın cümlesiyle bitireyim—çünkü bu yazının özü orada:

“Bugün biz varız… yarın gençler var.”

Evet…
Bugün biz. Yarın gençler.
Ve gençler varsa, gelecek vardır.