ALTSO seçimlerine sayılı gün kaldı. Seçim heyecanı zaten yüksek… Ama bazıları heyecanı biraz daha yükseltmek istemiş olacak ki, ortaya öyle bir iddia atıldı ki, başlığı okuyunca insan ister istemez durup bakıyor:
“Kaşe ve imza sahteciliği!”
Üstelik konu doğrudan Eray Erdem’in ekibiyle ilişkilendirilerek kamuoyuna servis edildi.
İddia ağır.
Başlık ağır.
Seçime günler kala etkisi de haliyle ağır…
Fakat…
Bir dakika!
İşin en önemli kısmına gelelim.
Bu iddianın içerisinde adı geçen Hüsamettin Önal çıktı ve ne dedi?
“Yanlış anladım.”
Yetmedi.
“Kamuoyunu yanlış yönlendirdim.” Dedi.
Ve sonunda:
“Mahcup oldum, özür diliyorum.” Dedi.

21A69359 826B 4D80 Be60 1C57000079Fc
Şimdi soruyorum:
E İDDİA NE OLDU?
Başta kaşenin çalındığı düşünüldü.
İmzanın taklit edildiği düşünüldü.
Hatta başka birinin kendi yerine oy kullanacağı endişesi yaşandı.
Sonra olayın aslını öğrenince Önal, yaşananların bir yanlış anlaşılmadan kaynaklandığını açıkladı.
Kaşe ve imzanın kendi iş yerinde çalışan bir kişi tarafından atıldığını sonradan öğrendiğini söyledi.
Ve çıkıp özür diledi.
İşte gazetecilik burada başlıyor.
Çünkü bir iddia ortaya atıldığında mesele sadece onu yazmak değildir.
O iddianın sonunu da takip etmektir.
İlk açıklamayı verirken hızlıysan, son açıklamayı verirken de hızlı olacaksın.
İlk iddiayı manşete taşıyorsan, iddianın yanlış anlaşıldığına ilişkin açıklamayı da aynı görünürlükte vereceksin.
Aksi halde yaptığınız şey haber vermek değil, algının sadece bir tarafını kamuoyuna sunmak olur.
ŞİMDİ SIRA KİMDE?
Benim asıl sorum burada başlıyor.
Bu iddia kimler tarafından, hangi amaçla ve hangi hızla servis edildi?
Mustafa Tuna ve ekibinin bu olaydan haberi var mıydı?
Varsa ne düşünüyorlar?
Ve daha önemlisi…
Hüsamettin Önal’ın “Yanlış anladım, kamuoyunu yanlış yönlendirdim, özür diliyorum” açıklamasını da kamuoyuna aynı hızla duyuracaklar mı?
Çünkü kamuoyu bunu bilmek zorunda.
Bir tarafı anlatıp diğer tarafı görmezden gelmek olmaz.
ARKADAŞLAR, ALTSO BAŞKANI SEÇECEĞİZ!
Bunu özellikle söylüyorum.
Biz burada mahalle muhtarı seçmiyoruz.
Alanya Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı seçiyoruz.
Binlerce iş insanının oy kullanacağı bir seçim bu.
Rakibinizi eleştirin.
Hatta en sert şekilde eleştirin.
Ama projeyle eleştirin.
İcraatla eleştirin.
Rakamla eleştirin.
Belgeyle eleştirin.
“Şunu neden yaptın?” deyin.
“Bunu neden yapmadın?” deyin.
Ama yanlış anlaşılmış bir meseleyi “sahtecilik” gibi son derece ağır bir ifadeyle kamuoyunun önüne koyduğunuzda, ardından olayın tarafı çıkıp “Yanlış anladım” diyorsa, o zaman yapılacak şey bellidir:
Düzeltme.
Özür.
Gerçeği anlatmak.
Bunun nesi zor?
KILAVUZU KARGA OLANIN…
Hani bir söz vardır:
“Kılavuzu karga olanın burnu pislikten çıkmaz.”
Bazen insan gerçekten kılavuzunu iyi seçmeli.
Çünkü yanlış yönlendirilirseniz, yanlış yere gidersiniz.
Ben buradan Mustafa Tuna’ya da ekibine de açık bir çağrıda bulunuyorum:
Çıkın ve konuşun.
Eğer bu iddianın servis edilmesinde sizin ekibinizin veya sizin adınıza hareket eden kişilerin dahli varsa, çıkın deyin ki:
“Yanlış anlaşılmış. Kamuoyunu yanlış yönlendirmemeliydik.”
Özür dileyin.
İnanın, bundan kimse zarar görmez.
Tam tersine…
İnsan hata yaptığında özür dilemesini biliyorsa, o özür kıymetlidir.
Ama yanlışta ısrar etmek başka bir şeydir.
SEÇİM KAZANMAK HER ŞEY Mİ?
Benim derdim Eray Erdem’i göklere çıkarmak, Mustafa Tuna’yı yerin dibine sokmak değil.
Ben gazeteciyim.
Benim işim taraflara alkış tutmak değil.
Benim işim soruyu sormak.
Ve bugün sorum çok net:
Bir iddia ortaya atıldı.
Büyük bir başlıkla servis edildi.
Kamuoyunda tartışıldı.
Sonra olayın tarafı çıktı:
“Yanlış anladım.” dedi.
“Kamuoyunu yanlış yönlendirdim.” dedi.
“Özür diliyorum.” dedi.
Şimdi ben de diyorum ki:
Peki ilk iddiayı servis edenler ne diyecek?
“Biz de yanlış anladık” mı?
“Biz de kamuoyunu yanlış yönlendirdik” mi?
Yoksa…
Hiçbir şey olmamış gibi yola devam mı?
MİLLETİN AKLIYLA OYNAMAYIN
Alanya insanı saf değil.
Alanya tüccarı neyin ne olduğunu bilir.
İnsanların gözünün içine baka baka, seçim uğruna her şeyi mubah görmeyin.
Çünkü seçim biter.
10 Ekim gelir, geçer.
Sandık kapanır.
Sonuç açıklanır.
Ama insanlar birbirlerinin yüzüne bakmaya devam eder.
Biz aynı şehirde yaşıyoruz.
Aynı sokaktan geçiyoruz.
Aynı esnafla alışveriş yapıyoruz.
Aynı masalarda oturuyoruz.
Bizim tek Alanyamız var.
O yüzden seçim uğruna birbirimizi kırmaya, yıpratmaya, olmayanı olmuş gibi göstermeye gerek yok.
MUSTAFA TUNA, ŞİMDİ SÖZ SİZDE!
Mustafa Tuna…
Siz bu şehrin Ticaret ve Sanayi Odası Başkanlığına talipsiniz.
O zaman size düşen de bu seçimi Ticaret ve Sanayi Odası’na yakışır bir seviyede götürmektir.
Rakibinizi eleştirin.
Ama belgeyle.
Projeyle.
Rakamla.
İcraatla.
Ve eğer bir yanlış yapıldıysa…
Çıkın, özür dileyin.
Bundan korkmayın.
Çünkü özür dilemek yenilgi değildir.
Özür dilemek erdemdir.
Şimdi kamuoyu bekliyor.
İlk iddia hızlı servis edildi.
İddianın sahibi çıktı ve:
“Yanlış anladım, özür diliyorum.” dedi.
ŞİMDİ SIRA KİMDE?
Benim cevabım çok net:
İddiayı servis edenlerde.
Ve son sözüm de şu:
ALTSO’DA BAŞKAN SEÇECEĞİZ. ALGI OPERATÖRÜ DEĞİL.
Bu nedenle herkes bir kez daha düşünsün:
Söylediğiniz sözün arkasında durabiliyor musunuz?
Duramıyorsanız da…
Çıkıp özür dileyebiliyor musunuz?
İşte asıl mesele budur.